Çiftçinin ürünü tarlada çürüyor, işçinin grevi yasaklanıyor, ormanlarımız kül oluyor, çarpık, düzensiz, plansız ranta dayalı yapılarla görüntü kirliliği ile köylerin şehirlerin tarihi dokusu yok ediliyor. Özel okul, özel hastane parası olana gerçek anlamda eğitim ve sağlık hizmeti sunuluyor. Devlet hastaneleri, devlet okulları yoksul halkların vazgeçilmez tutanağı oldu. Siyaset dili çağın gerisinde toplumun manevi duyguları üzerinden sürdürülüyor…

Çöküşün orta yerinde mi?

Çiftçi, tüm sermayesini tarımdan ürün elde etmek için toprağa göndü. Bırakınız kar etmeyi, üretim maliyetini karşılamadığı için sebzesini tarladan, meyvesini bahçeden hasat edemiyor. Kuraklık, mazot, gübre, ilaç ateş pahası. Yoksulluk girdabı içinde, açlıkla mücadele eden halklara çözüm için pahalı ithal ürünler sunuluyor.

Siyasetin dili kirlendi.

İşçinin, köylünün, gençlerin, kadınların, küçük üretici ve sanayicinin temsilcilerinin yok denecek kadar olduğu, atanmış; mevki, makam ve sermaye sahiplerinin çoğunlukta olduğu parlamentoda çağ dışı, ahlak yoksunu söylemler uçuşuyor. Üretkenlik, toplumun ve ülkenin sorunlarının ötesinde kendi çeperlerinde seçmeni muhafaza etmek için; Ulus, milliyet, din mezhep duyguları üzerinden siyaset yapılıyor.

İşçinin hali daha da acı.

Açlık sınırının altında ücretlerle yaşam sürdürüyorlar. İş güvencesi, güvenliği sosyal -siyasal hakları için tek örgütlenme alanı olan sendikalaşma “yetki” kıskacına alındı. İşçinin üretimden gelen gücü olan grev hakkı erteleniyor.

Erteleme mi?

Acaba!

Hak gaspı, yasaklama, kölelik koşullarında çalışmanın dayatılması denile bilinir mi?

Doğa

Bu yılın ilk 7 ayında 4.426 orman yangını çıktı. Ekoloji yok oluyor. Kuraklık, susuzluk, iklimsel değişiklik, kavurucu sıcaklar…

Ormanlar yanarken, yetkililer bu konuda geçmişten kirli siyasi çözüm olarak; sivri ve de kirli siyasi dil ve politik söylemlerle paslaşıyorlar.

Sağlık- eğitim

Sosyal devlet olmayınca, sanayicilerin belirlediği siyasi iklim her alanda olduğu gibi sağlık ve eğitimi özelleştirdiler. Hastanelerin “özel oda farkı, bıçak parası, hızlı randevu, özel muayene parası, SGK’nın ödemediği farklar…”

Özel okullar, Dövize endekslenip her yıl iki katını aşan eğitim yılı ücretini geçtik; özel forma, özgü kitap, öğrenci servisi, yemek parası… velileri inim inim inletiyorlar.

Ve siyaset…

Din, mezhep, milliyet üzerinden yürütülen halkı bölüyor. İnsanların gerçek sorunlarını konuşmak yerine, sürekli kimliklerle inanç değerleri üzerinden siyaset yapılıyor. Ekonomik ve politik buhran derinleşirken, siyasal dil kirleniyor; hakaret, öfke, nefret sıradanlaşıyor.

Ahlak ve vicdan,

Bugün yaşadığımız sadece bir ekonomik kriz değil; bir ahlak ve vicdan krizidir. Ahlaksızlık ve vicdansızlık olağanlaşarak saygı görür oldu.

Türkiye bu yoldan giderse geriye boş tarlalar, kül olmuş ormanlar, hakkı elinden alınmış işçiler ve emekçiler, eğitimsiz, öz güvensiz, umudunu kaybetmiş gençler kalacak. Hiçbir sunni slogan ülkeyi kurtaramaz!

Yoksul halklar milli gelirden düşen payına kavuşmadan; sermaye sahiplerinin kredilerini kapatıp, vergilerini silip, teşvikler adı altında ülke değerleri dağıtılarak zenginler daha çok sermaye birikimi yapıyorlar. Ülkenin doğası kesilerek, yakılarak, yerleşime açılarak yok ediliyor. Gidişat, eğitimsiz, sağlıksız, duyarsız toplum şekillendiriyor. Yerli üretim yok edilirken, milli geliri oligarşik yapı paylaşıyor.

Uğruna ölünen vatana, bağımsızlığın simgesi bayrağa, manevi değerlere, inancınıza, ideallerinize, çocuklarınıza, ülke halklarına saygınız bu mu?

Ahlak çökerse, vicdan çökerse, ülke çöker.

Bugün yaşanılan sadece bir ekonomik kriz değil; bir ahlak ve vicdan krizidir.

Hadi hayırlısı…