Gezi Parkı: Direnişin Sembolünden Sokakta Yaşayan Gençlerin Sığınağı Haline Geldi

Gezi Parkı, 2013 yılında İstanbul’un göbeği Taksim’de, birkaç ağacın kesilmesini engellemek amacıyla başlatılan barışçıl bir çevre direnişinin merkezi olmuştu. Ancak bu sessiz protesto, kısa sürede tüm Türkiye’ye yayılan kitlesel bir halk hareketine dönüştü. O günlerde Gezi Parkı, sadece çevrenin değil, aynı zamanda özgürlüklerin ve demokratik hakların da savunulduğu bir alan haline geldi.

Siyasi Bir Alan Haline Gelen Gezi Parkı

Gezi Parkı olaylarının ardından hükümet, bu alanı "millet bahçesi" statüsüne geçirerek siyasi anlamda farklı bir boyuta taşıdı. Ancak zaman içinde bu park, bir diğer toplumsal yaraya da sessizce ev sahipliği yapmaya başladı: sokakta yaşayan gençler ve çocuklar.

Gizli Bir Gerçek: Gezi Parkı'nda Barınan Gençler

Bugün Gezi Parkı’nın banklarında, çimenlerinde ya da ağaç altlarına serilen battaniyelerde geceleri geçiren gençlerin sayısı her geçen gün artıyor. Özellikle 9-10 yaşlarında olan çocukların, ya abi ya da yakın gördükleri kişilerin yanında geceyi burada geçirmeleri, çevredeki vatandaşları ve esnafı derinden üzüyor.

Açlık çeken bu gençlere zaman zaman çevreden ekmek ya da bir tabak yemek getirenler oluyor. Onlar da bu küçük yardımlarla mutlu olmaya çalışıyor. Ancak bu manzaralar, sadece yürek burkmakla kalmıyor; aynı zamanda yetkililerin sorumluluğunu da hatırlatıyor.

Toplumsal Sorumluluk: Belediyelere ve Devlete Çağrı

Bu gençlerin birçoğunun ne kalacak evi, ne de düzenli bir eğitimi var. Okula gitme yaşında olmalarına rağmen sokaklarda hayatta kalmaya çalışıyorlar. Gezi Parkı gibi kamusal alanlar da onlar için birer "barınak" haline gelmiş durumda.

Sosyal belediyecilik anlayışıyla hareket eden kurumların, bu çocuklara ve gençlere yönelik barınma, eğitim, psikolojik destek ve sosyal uyum projeleri geliştirmeleri artık bir zorunluluk haline gelmiştir. Sadece bir tabak yemek değil; bu gençlerin ellerinden tutacak uzun vadeli projelere ihtiyaç var.

Gezi Ruhuna Sadakat: Tutuklu Gençler ve Vekillere Selam

Gezi Parkı'nın tarihçesinden söz ederken, o direniş günlerinde hak ve özgürlük talebiyle orada bulunan ve halen tutuklu olan gençleri, milletvekillerini unutmamak gerekir. Onlar bir parkı, bir mücadele alanına çevirerek tarih yazdılar. Bugün aynı park, başka bir mücadeleye ev sahipliği yapıyor: sokakta yaşayan, unutulmuş gençlerin hayatta kalma mücadelesine.

Onlara da sahip çıkmak, tıpkı o günkü Gezi ruhuyla dayanışma göstermek anlamına geliyor. Bu yazı, o günün gençlerine, bugün ise çaresizlik içinde yaşamaya çalışan çocuklara bir borç olarak kaleme alınmıştır.

Temel Işık/İstanbul / ha-ber.com