Kuşaklar arası travma aktarımı, bir önceki kuşağın yaşadığı olumsuz olayların doğacak çocukları etkilemesidir.
Travma genel anlamda savaş, göç, doğal afet ya da soykırım olarak anlaşılabilir. Fakat kişinin benliğini sarsan, derin izler bırakan her olay travmadır.
Evde doğruları konuşan eşine “sus şimdi duyan olsa içeriye atarlar bir daha çıkmazsın “deniyorsa bireyler baskı altında yaşıyorlar ve gebelikte çocuk etkileniyor demektir.
Diyelim ki gebelik bitmiş ve doğruların “başı belaya “sokacağı söylenen bir evde henüz küçük yaşta bir çocuk düşünün, nasıl gelişim göstereceğini anlatmama gerek yok değil mi?
Kıtlık yaşamış toplumların yeni nesil çocukları, açlığa karşı vücutlarında yağ biriktirme eğiliminde olabilirler diye bir araştırmadan bahsetsem size!
Ya da soykırım görmüş Yahudi ailelerin, o şartları yaşamamış çocuklarında bile etkilenmeler yaşadığını anlatsam.
Travma belirtileri için bireyin travmayı yaşamış olması gerekmiyor, bir önceki nesil genleriyle iletebiliyor.
Travmayı yaşayan kişi kendisine yapılan olumsuz davranıştan dolayı çocuklarına kontrolcü, şüpheci ve hassas yaklaşım göstererek yetişme şeklini etkileyebiliyor.
Psikolojik aktarım davranışlarla olabilecekken, biyolojik aktarım daha detaylı bir sorun olarak ortaya çıkıyor.
Genler aracılığı ile travma iletmek “Epigenetik “olarak isimlendirilmektedir.
Fareler üzerinde yapılan deneyler, soykırım görmüş toplumların çocukları ve kıtlık altında açlık çekmiş ülkelerde ikinci nesilde yapılan araştırmalar okumakla bitmiyor.
Gelelim ülkemize;
Yargıya güven duymayan, adaletin siyasi olduğunu söyleyenlerin çocukları ….
Evinde doğrulara karışmadan “Memur “olduğu için sessiz kalanların çocukları …
Dindar neslin, soruları çalıp torpille işe yerleştirilen çocukları …
Üç kuruş emekli maaşı ile veya yoksulluk sınırında asgari ücretle çalışanların açlık ve yokluk çeken çocukları…
Muhalefette olupta bozulan ülke ekonomisine göz yumup hükümeti destekleyen partililerin çocukları. Çocuğu bırakın, 16 bin emekli maaşı kiraya bile yetmez diyebilecek hükümetten veya ortaklarından bir kişiye rastladınız mı?
Yaşayan çocuklar, doğacak çocuklar hepsi baskı altında ve gelecek nesil bitti kısacası. Doğruları konuşamayan, ahlaksızlığa karşı çıkamayan bir nesil yetişebilir.
25 senede kalkınma hamlesini gerçekleştirebilecekken, emeklisine üç kuruş maaş verip gençliği işsiz bırakmak ve bunu başarı olarak anlatmaya çalışmak nasıl bir duygu bilemiyorum.
Peki yönetenlerin çocukları nasıl yetişecek?
Eğer bu yetenekte aileden çocuğa geçerseeeeee…
Vay halimize!

Yorumlar
…Yorumlar yükleniyor…