Türkiye’de son dönemde yaşanan gelişmeler, siyasetin ve bürokrasinin nasıl bir sınavdan geçtiğini bir kez daha gözler önüne seriyor. Sanatçı Erdal Erzincan’ın kardeşi, Boğaziçi Tesis Yönetim Hizmetleri A.Ş. Genel Müdür Müşaviri Deniz Erzincan’ın da adının geçtiği soruşturma, kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.
Savcılık dosyasında “rüşvet alma-verme” ve “ihaleye fesat karıştırma” gibi ciddi suçlamalar yer alıyor. Erzincan, uzun yıllardır yerel yönetimlerde aktif görev üstlenmiş, Maltepe Belediyesi’nde meclis üyeliği yapmış, İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’nde de çalışmış deneyimli bir siyasetçi olarak tanınıyordu. 2019 yerel seçimlerinde CHP’den Maltepe Belediye Başkan aday adayı olarak da kamuoyunun gündemine gelmişti.
Bugün hakkında ortaya atılan iddialar, kamuoyunun kafasında büyük soru işaretleri oluştururken, haberlere yansıyan bilgilerde Deniz Erzincan’ın “samimi beyanlarda bulunduğu” belirtiliyor. Ancak bu durum, sürecin kamu vicdanında nasıl değerlendirileceğini değiştirmiyor. Nitelikli Dolandırıcılık ve Kayıplar
Türkiye’de ihaleler ve kamu projeleri üzerinden yaşanan kayıplar yeni değil. Yakın geçmişte verilen garanti ödemeleri, toplumun hafızasında hâlâ taze:
Yavuz Sultan Selim Köprüsü: 137 bin günlük araç geçiş garantisi (3 $ + KDV)
Osmangazi Köprüsü: 40 bin araç geçiş garantisi (35 $ + KDV)
Avrasya Tüneli: 68.500 araç geçiş garantisi (4 $ + KDV)
Şehir Hastaneleri: Hasta garantileriyle milyarlarca liralık yük
Üçüncü Havalimanı: İç hat yolcusu için 3 $ + KDV, dış hat yolcusu için 10 $ + KDV servis ücreti
Sadece şehir hastaneleri ve büyük altyapı projeleri üzerinden ülkenin uğradığı kaybın 560 milyar lirayı bulduğu iddia ediliyor. Üstelik, “128 milyar dolar nerede?” sorusu da hâlâ cevapsız.
Böylesi örnekler ortadayken, dürüst çalışan bürokratlara yöneltilen suçlamalar ve itibarsızlaştırma çabaları toplumda derin bir güvensizlik yaratıyor. “At iftirayı, izi kalsın” mantığıyla yürütülen süreçler, yalnızca kişiler üzerinde değil, demokrasi ve hukuk devleti anlayışı üzerinde de onarılması güç yaralar açıyor. Halk kimin ne olduğunu biliyor
Bugün insanlar, haksız yere tutuklanmaktan korktuğu için sesini çıkaramıyor. Oysa gerçek apaçık ortada: Bu ülke sahipsiz değil. Halk, kimin ne olduğunu çok iyi biliyor. Hukuksuzluk yapan, yolsuzlukla zenginleşen herkes er ya da geç hesap verecek.
Sanatçı Erdal Erzincan’a verilen Hacı Bektaş Veli Kültür Sanat Ödülü, bu zor süreçte ailesine ve sevenlerine bir nebze de olsa moral oldu. Halkın adalet ve vicdan terazisi, her türlü haksızlığın önünde en büyük dayanak olmaya devam ediyor.
Bugün “hırsızı hırsızlığını unutturup” topluma ahlak dersi vermeye kalkanlar, yarın kendi aynalarında yüzleşmek zorunda kalacaklar. Türkiye’nin geleceği, temiz siyasetten, şeffaf yönetimden ve bağımsız yargıdan geçiyor.
Haksız yere tutuklanan belediye başkanlarının ve çalışma arkadaşlarının bir an önce serbest bırakılması dileğiyle…




Yorumlar
…Yorumlar yükleniyor…