Cumhuriyet tarihinin belki de en utanılası dönemini yaşıyoruz.

İtiraz etmeyeceğimiz tek durum yok gibi.

Haksızlık ve hukuksuzluk, o denli arttı ki, “Lanet olsun, hangi bir halta direnelim” deyip terki diyar edesiniz geliyor.

Maksat da bunu dedirtmek.

Bir siyasi partinin il binasına, Anayasa ve siyasi partiler kanunu hiçe sayılarak zorla girilmesi, yalnızca Cumhuriyet Halk Partisine değil, Türkiye'de çok partili hayata, demokrasinin asgari kurallarına ve halkın iradesine yapılmış bir darbedir.

Hukuk devletinde güvenlik güçleri, yalnızca mahkeme kararlarını uygular.

Ortada bir mahkeme kararı olmamasına rağmen, parti binasının işgal edilmesi, içerideki insanların şiddete uğraması, milletvekillerinin darp edilmesi, gaz kullanılması, halk iradesine ve anayasal düzene aykırıdır.

Yıldırmak, bıktırmak, pes ettirmek.

Hukuk devleti normları,siyasi partiler yasası, yargı ciddiyeti, hepsi hikayede kaldı.

Halkın ne devlet ciddiyetine, ne adalete  güveni kaldı, ne de  kendi iradesiyle ben seçtim dediğinin görevde tutulacağına inancı bırakıldı. 

“Adalet görevi başında” diye her saniye demeç veren tuhaf bakan bey, Adaleti iktidarın sopası olarak kullanılan bir araç sanıyor.,

Yasalara uymayan kararları biber gazı zoruyla uygulatırken, yandan saydırıyor.,

“Türkiye’de hiç kimse hukukun kapsama alanı dışında değildir. Mahkeme kararlarını eleştirmek ayrı şeydir, tanımamak ayrı şeydir. Yanlış bulduğunuz kararlarla ilgili başvuru yolları ardına kadar açıktır. ‘Ben mahkeme kararlarını tanımıyorum’ demek, Hukuk Devletine açıkça kafa tutmaktır. Sokaklarımızın karıştırılmasına, milletimizin huzurunun bozulmasına asla müsaade etmeyiz."

Ancak arşiv unutmaz, biz bu ülkede “Anayasa mahkemesi kararlarını tanımıyorum, saygıda duymuyorum diyenleri de gördük.

Ama nedense sayın Bakanın kapsama alanına bu talihsiz açıklamaların girdiğini göremedik.

Bakan bey, ne ilginçtir ki, kendi kapsama alanındaki mahkemeleri de eşit görmüyor.

Görse mesela, yanıt bekleriz.

4. Asliye Hukuk, mahkeme değil mi?

Onun aldığı karar neden geçersiz?

Mesela yine, 45. Asliye Hukuk, 4.nün üst mahkemesi mi?

Hukuk yasalarına göre YSK onaylı kongreye ,2 yıl sonra dava açılamıyor.

45. Asliye Hukuk bunu hangi gerekçeyle kabul ediyor?

Davayı görmeden şu an neyin tedbiri alınıyor...?

Hepsi bir yana binlerce polisle, ülkenin birinci partisine memur atar gibi, zorla seçilmemiş birini sokmak demokratik hukuk normlarına ve kanunlara uygun mudur?

Bu memur edilen kişinin, görevi demokrasiyi ilke ve bu şartlarda sosyal demokrasiyi ilke edinmiş bir partide nasıl çalışacaktır, ne iş yapacaktır.?

Bu yanıtı olmayan sorular, sayın bakanın menfi uygulamalı kapsama alanına girmiyor mu?

Ülkenin en köklü ve kurucu siyasi partisini, bu kaosun içine sokarak, tüm kurallara ve kanunlara rağmen aylardır arkası kesilmeyen tüm suni gerilim, iç huzurumuzu, barışımızı, hukuka olan inancımızı yıkıp geçti, malum!

Adalet Bakanının kapsama alanına giremeyen, bu hukuksuzluklar, maalesef, tek bir amaca hizmet ediyor.

Son seçimlerde, kırılmaz sanılan cam tavanı paramparça eden Cumhuriyet Halk Partisi, olası ilk seçimde nerdeyse çeyrek asırlık bir saltanata son verecek. İktidarı devralacak.

Bu gerçek, gücünden vazgeçmeyi zul sayan iktidara hata üstüne hata yaptırıyor.

Ama bilmeliler ki, bundan kaçış yok, çünkü, Türkiye seçmeni kararını verdi bir kere…

Mevcut iktidar, ne kadar dirense de sandıkta bu kez kaybedecek.

Asıl olan bunu olgunlukla kabul etmek, ülkeyi daha fazla germeden, demokrasiye ve halkın iradesine saygı duyarak gidebilmektir. Bu da en az kazanmak kadar büyük bir başarıdır,

Cumhuriyet Halk Partisin tek suçu milyonlara yeniden umut olmayı başarmasıdır.

Uygulanan tüm yaptırımların, baskının, konu CHP’li siyasiler olunca hukuk kurallarının askıya alınmasının tek nedeni budur.

Peki bunun iktidarı elinde tutanlara getirisi olacak mı?

Açın tarihe bakın ...

Çok örneği var...

İnsanlık ezenlerin değil, ezilenlerin gösterdiği direnişle bugünlere gelmiştir.

...