Yazının girişine bir Azeri türkünün sözlerini aldım, bilerek…
Konumuz yobazdır… Hizbullah’tır…
Ha yobaz, ha Hizbullah! Canilerdir bunlar, Acımadan, hunharca, akla sığmayan yöntemlerle insanları katleden, ağızları salyalı, kuduz yobazlardır bunlar.
Türkü; yobazdan korkmayı öne çıkarsa da, korkmayacağız…
Üstüne üstüne gideceğiz yobazın! İnsana düşman caninin…
Azeri türkünün sözleri aşağıdaki gibi…
GORHİREM
Aybalam!
Tek başıma çıkıram ben,
dağlara, bala dağlara…
Yangını, volkanı görirem
Cin görirem, can görirem,
mezerde hortlak görirem,
bin türlü tufan görirem,
Gulllibi yaban görirem,
gorhmirem!
Gorhmirem bala, gorhmirem!
Aybalam!
Şafak vakti düşirem ben
çöllere bala, çöllere...
Kükremiş aslan görirem,
kan yiyen sırtlan görirem,
dalgalı umman görirem,
cin görirem, can görirem,
mezerde hortlak görirem,
bin türlü tufan görirem
Gullibi yaban görirem,
gorhmirem!
Gorhmirem bala, gorhmirem!
Aybalam!
Bu gorhmamazlığım ile,
vallahi bala, billahi bala, tillahi bala,
harda bir yobaz görirem,
harda bir softa görirem,
harda bir molla görirem,
gorhirem bala, gorhirem!
Dalgalı fikirlerinden,
riyakâr zikirlerinden,
gorhirem bala, gorhirem!
AZERİ TÜRKÜSÜ
En kısa tanımıyla Hizbullah; Hizb ve Allah sözcüklerinden oluşan Hizbullah’ın,sözlük anlamı Allah taraftarlarıdır.
Türkiye Hizbullah’ı; Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’na bir rapor sunmuş. Raporunda Cumhuriyetin kuruluş felsefesini almış namlusunun ucuna.
Kürt sorununa kaynağının Kemalistler ve ulusalcıları olduğunu ileri sürmüş.
Ulus devlet anlayışından vazgeçilmesini, anayasanın 42. ve 66. maddelerin değiştirilmesini ve medreselerin yeniden resmi eğitim kurumları konumuna getirilmesini istemiş.
Anayasanın 42. Maddesi şöyle:
MADDE 42. Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz.
Eğitim ve öğretim, Devletin başlıca gelen ödevlerindendir.
Eğitim ve öğretim, Atatürk ilkeleri doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre, devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim yerleri açılamaz.
Eğitim ve öğretim hürriyeti, anayasaya sadakat borcunu ortadan kaldırmaz.
Devlet, okur yazarlığı yaygınlaştırmak için gerekli tedbirleri alır.
Temel eğitimin ilk kademesi olan ilk öğretim, öğrenim çağındaki kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunludur ve temel ve orta eğitim devlet okullarında parasızdır.
Devlet, genel, meslekî ve teknik eğitim ve öğretimi, kalkınma planları hedef ve doğrultusunda, millî iktisadın, sanayi, tarım ve hizmet kesiminin ihtiyaçlarına uygun olarak düzenler ve denetler.
Özel okulların bağlı olduğu esaslar, Devlet okullarıyla erişilmek istenen seviyeye uygun olarak, kanunla düzenlenir.
Devlet, durumları sebebiyle özel eğitim ve öğrenime ihtiyacı olanları topluma yararlı kılmak için gerekli tedbirleri alır.
Devlet, maddî imkânlardan yoksun başarılı öğrencilerin, en yüksek öğrenim derecelerine çıkmalarını sağlamak amacıyla gerekli yardımları yapar.
66. Madde şu konuya açıklık getiriyor.
MADDE 66. Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür.
Türk babanın veya Türk ananın çocuğu Türktür.
Vatandaşlık, kanunun gösterdiği şartlarla kazanılır ve ancak kanunda belirtilen hallerde kaybedilir.
Hiçbir Türk, vatana bağlılıkla bağdaşmayan bir eylemde bulunmadıkça vatandaşlıktan çıkarılamaz.
Vatandaşlıktan çıkarma ile ilgili karar ve işlemlere karşı yargı yolu kapatılamaz.
Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun önceki günkü toplantısında Hizbullah’ın eski İran sorumlusu Enver Kılıçarslan’ın başkanlığını yaptığı Hizbullah’ın medrese yapılanması Alimler ve Medreseler Birliği’nin müderris ayağı olan İslami Tebliğ Tedris İlim ve Hareket Adamları Derneği’nin (İTTİHAD) başkan yardımcısı Mehmet Beşir Şimşek dinlenmiş.
Şimşek; özet olarak şunları söylemiş:
„Türkler ile Kürtler, diğer kavimlere mensup kardeşleriyle İslam ortak paydasında buluşup
1071 Malazgirt Savaşı’nda, Bizans’a karşı birlikte omuz omuza savaşmıştır.
Büyük bir değişim, dönüşüm, başkalaşım, özden kaçış ve yeni bir kimlik arayışı süreci olarak değerlendirebileceğimiz cumhuriyetle beraber benimsenen resmî ideoloji ve bu doğrultudaki politikalar, daha büyük sıkıntılara sebebiyet vermiştir.
Ancak bu süreçte en çok mağdur olan halk Kürtler olmuştur.
Cumhuriyet’in Batıcılık ve Türkçülük temelinde yeni bir ulus kimliği inşa etmesiyle Kürt kimliğinin inkâr edildi.
Kürt halkı, yeni kurulan cumhuriyet sınırları içinde Türklerle kardeş olarak yaşayabilmesini İslam’a bağlılık esasında görmüştür.
Tek parti rejimi ise Kürtlerin böylesine bağlı olduğu İslam’a karşı adeta savaş açmıştır.
Kürt halkı hem Kürt oluşundan ve hem de dindarlığından dolayı büyük zulümlere ve asimilasyona uğramıştır.
Dolayısıyla ortada bir sorun vardır.
Ancak; bu sorunun kaynağı inkârcı, asimilasyoncu ve tek tipçi politikaları doğuran Kemalist, ulusalcı zihniyettir.
Devlet yetkililerinin Kürt meselesini silah bıraktırma veya çatışmasızlığa indirgememesi gerekmektedir.
Kürtlerin İslami ve insani hakları pazarlık konusu yapılmadan tanınmalı ve güvence altına alınmalıdır.
Tekçi ulus-devlet anlayışından vazgeçilmelidir.
Yeni bir anayasa hazırlanmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti devletine vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkesin Türk olduğu nitelemesinden vazgeçilmelidir.
Anayasanın 66. maddesinde yer alan vatandaşlık tanımı değiştirilmelidir.
Kürtçe eğitim dili olmalıdır.
Anayasanın 42. maddesinde değişikliğe gidilerek, anadilde eğitim ve öğretim yapılmasının önündeki engeller kaldırılmalı, anadilde eğitim güvence altına alınmalıdır.
Medreselerin resmi eğitim kurumları olarak faaliyet göstermelerine izin verilmelidir.
Bu komisyonun kuruluş amaçlarından biridir ulus devlet anlayışını sonlandırmak.
Yurttaşlık hakkına bağlı bir devlet yerine ümmetçilik anlamında bir din devletidir amaçlanan.
Çağdaş, demokratik, katılımcı, egemenliğin kayıtsız ve koşulsuz halkın olduğu cumhuriyet yönetimi sonlandırılacak, yerine Osmanlının şeriata dayalı, ümmeti esas alan yönetimi kurulacaktır.
Bunu amaçladıklarını kendileri doğrudan söyleme cesaretini gösteremeyen Cumhur İttifakı; bu amacını, kurulduğundan bu yana cumhuriyete ve eşit haklarla donanımlı yurttaşa düşman Hizbullah’a, onun yönetimindeki yobaza söyletiyor adı geçen komisyonda.
DEM PARTİ temsilcileri toptan komisyonun o toplantısını terk ederek gösteriyorlar tepkilerini.
CHP temsilcileri tepkilerini gösterseler de toplantıdan birkaç temsilci ayrılıyor.
Toplantıyı terk eden milletvekillerini bir CHP milletvekili yatıştırmaya çalışarak toplantıyı terk etmelerinin önüne geçmeye çalışıyor.
Biz de soruyoruz:
Nereye Türkiye?
Quo vadis Turkey?

Yorumlar
…Yorumlar yükleniyor…