Bu memlekette siyaset deyince akla ilk gelen şey ne? Çalma, çırpma, götürme. Ama işin büyüğü kimde? AKP’de. Bunlar işi organize etmiş, planlamış, kurmuş. Küçük balıkla uğraşmazlar. Onların işi kamyon kamyon.
Başta şunu bilin: Yandaş firmalara giden paralar, direkt olarak AKP’nin elitlerine dönüp gidiyor. Yani o şehir hastanesini yapan, köprüyü yapan müteahhit parayı alıyor ama sonunda milyonlar, milyarlar AKP’nin en tepesindeki isimlerin cebine akıyor. Milletin vergisi, kamyonlarla yandaş firmalara, oradan da elitlerin kasasına gidiyor. Bu işin planı baştan sona belli.
Örgütlüdür bunların arsızlığı,hırsızlığı. Yukarıdan emir verilir, aşağıdakiler uygular. Bakanı, belediye başkanı, müteahhidi hepsi aynı zincirin halkası. Yani öyle kafasına göre bir memur cebine para atmaz. İş bilenin, yol AKP’nin.
Yakalanınca üstü örtülür. Normalde suçüstü yakalanan adamı içeri atarsın değil mi? Ama bunlarda öyle olmaz. Dosya rafa kalkar, savcı susturulur, mahkeme bekletilir. Hatta suçüstü yapılan adamı ödüllendirip başka makama bile getirirler. Milletin gözünün içine baka baka yaparlar bunu.
Kamyonla götürürler. Köprü, otoyol, havaalanı, şehir hastanesi… Hepsi üzerinden milyarlarca lira akıyor. Ama işin en ilginç tarafı, müteahhitler! Bir elinde ihaleyi alıyor, diğer elinde çantayı dolduruyor. Betonun, işçiliğin maliyeti belli ama farkı kim götürüyor? Belli. Müteahhitler yüzsüz. Milletin parasıyla zenginleşiyor, üstüne bir de utanmadan reklam yapıyorlar, “ülke kalkınıyor” masalı satıyorlar.
Örneğin şehir hastaneleri. Maliyet resmî rakamın iki, üç katına çıkar şişirilir. Ama iş bitiyor, faturalar yandaş firmaya gidiyor, paranın büyük kısmı da AKP elitlerinin cebine akıyor. Koca bütçe çarçur ediliyor, halkın sırtına borç yükleniyor. Bu düzenin içinde kimse masum değil. Müteahhitler, elitler, bakanlar… Hepsi aynı zincirin halkası.
Hesap sorma mekanizması yok. Devletin bütün kurumlarını ele geçirmişler. Denetim mi? Yok. Sayıştay raporu mu? Çöpe. Yargı mı? Bağımlı. Gazeteci mi? Susturulmuş. Hal böyle olunca milletin vergisiyle dönen o koca bütçe, birkaç kişinin cebine akıyor.
Bu düzenin adı “örtme kültürü”dür. Halkın parasını çalarlar, sonra da dosyanın kapağını kapatıp unuttururlar. Yarın başka bir gündem çıkar, kimse hatırlamaz. Yıllardır milyarlarca lira buhar oldu gitti.
“Çaldı ama çalışıyor” masalı da cabası. Yol yapılmış, köprü dikilmiş, hastane açılmış… Ama maliyetin üstüne üstüne fark var. İşte o farkı kim götürüyor? Müteahhitler ve AKP elitleri birlikte götürüyor. Devletin kasasını değil kendi kasalarını dolduruyorlar. Yandaşın cebine giren paralar, halka gitmesi gereken hizmetlerden çalınıyor. Çocuklarımız, torunlarımız bile borçlandı.
Halkın sırtındaki yük büyük. Ekonominin sallanması, dövizin zıplaması, enflasyonun patlaması… Hepsinin sebebi bu yüzsüzlük ve örgütlü çalma düzeni. Üstelik bu işin “tepe” kısmı da korumalı. Bakan mı? Müteahhit mi? Hepsi birbirini kolluyor. Suçüstü yakalasan bile üstü örtülüyor, sorumlular ödüllendiriliyor.
Ama işin bir de başka yönü var: CHP’li belediyeler. Bu belediyeler AKP’nin rantına izin vermediği için sürekli baskı altında. Kamuoyuna CHP’li belediyelerin hırsızlık yaptığı yalanıyla servisler yapılır, bazı belediye başkanları görevden alınır, tutuklanır. Ama gerçekte suç, AKP’nin rant düzenine karşı durmaktır. Halkın hakkını koruyan bu belediyeler, sistemin tepesindeki elitler tarafından cezalandırılıyor.
Büyük projeler, büyük kayıplar. Köprüler, otoyollar, şehir hastaneleri… Hepsi üzerinden milyarlarca lira transfer ediliyor. Müteahhitler ve elitler, üstüne reklam yapıyor, ödül alıyor. Yani bir yandan milleti soyuyorlar, bir yandan alkış topluyorlar. Bu işin adı yüzsüzlük.
Devlet mekanizması çarpıtıldı. AKP, bütün kurumları kendi kontrolüne aldı. Sayıştay, yargı, denetim… Hepsi kontrol altında. Medya susturulduğu için halk gerçeği öğrenemiyor. Koca bütçe birkaç kişinin cebine akıyor. Devlet kasası, halkın sırtına yüklenmiş borçlarla boşalıyor. İşte böyle bir düzen Türkiye’de yıllardır sürüyor.
Çıkış yolu ise açık. Türkiye’nin ihtiyacı, halkın vergisini kutsal bir emanet gibi görecek, şeffaflığı ve hesap verebilirliği temel ilke haline getirecek bir siyaset anlayışıdır. Kamyonlarla götürülen servet durdurulmalı, müteahhitlerin ve elitlerin yüzsüzlüğüne dur denilmeli, halkın kaynakları üretime, sağlığa, eğitime yönlendirilmeli. CHP’li belediyelerin hakkını savunan duruşu desteklenmeli. O gün geldiğinde, çalınan milyarlar değil, halkın refahı büyüyecek, çocuklarımızın geleceği güvence altına alınacak.


Yorumlar
…Yorumlar yükleniyor…