Hukuka, ahlaka, insanlığa, yurdumuza, ulusal değerlerimize, kimliğimize yapılan “çok yönlü saldırıların olduğu bu dönemden nasıl çıkabiliriz?
Bu çok yönlü ve derin sorunları tek bir sözle çözmek elbette olası değil; uzun soluklu, çok katmanlı ve kararlı bir çaba gerektirir.
Bu süreç, her bir yurttaşın ve kurumun sorumluluk almasını gerektirir.
Başlangıç noktası genellikle “bireysel farkındalığı artırmak, bilgi kirliliğine karşı durmak ve hukuka ve demokrasiye sahip çıkma” kararlılığını göstermektir.
Temel “yurttaşlık bilincinin” artırılması gerekir; yurdunu, ulusunu seven ve koruyan, ülkenin özgürlüğünden ve bağımsızlığından yana olan akıllı, uyanık, mücadeleci bireyler ve kitlelerin oluşması ve bunların bir “güç” oluşturması kesinlikle gereklidir.
Hukuka güvenin temelini oluşturan “yargı bağımsızlığının” her türlü siyasi ve ekonomik etkiden korunması elzemdir.
Yargıç ve savcı atama süreçlerinin liyakate dayalı ve şeffaf olması sağlanmalıdır.
İfade özgürlüğü, toplanma ve örgütlenme özgürlüğü gibi “temel hakların” anayasal güvence altına alınmış şekilde uygulanması ve ihlallerin etkili bir şekilde soruşturulup cezalandırılması gerekir.
Saldırıların ve manipülasyonun en büyük panzehiri, bireylere “eleştirel düşünme”, “bilgiyi sorgulama” ve farklı bakış açılarını anlama becerisinin kazandırıldığı bir eğitim sistemidir.
“Birlik ve kimlik” duygusunu güçlendirmek için, “hukukun üstünlüğü, demokrasi, laiklik, bilim ve insan hakları” gibi evrensel ve ulusal değerlerin okuldan başlayarak toplumun her kesiminde doğru ve kapsayıcı bir dille anlatılması gerekliliği ortadadır.
“Ahlak ve insanlık” değerlerinin teorik değil, pratik ve kapsayıcı bir yaklaşımla öğretilmesi önemlidir.
Toplumsal kutuplaşmayı azaltacak, farklı yaşam tarzlarına ve kimliklere saygıyı teşvik edecek diyalog platformlarının ve kültürel etkinliklerin desteklenmesine çalışmalıyız.
Devlet kurumlarında şeffaflığın artırılması, kamu kaynaklarının kullanımının denetlenebilir olması ve “yolsuzlukla mücadelede” etkin mekanizmaların oluşturulması gerekir.
Sivil toplum kuruluşlarının (STK'lar) denetleyici rolünü serbestçe yerine getirebilmesi ve karar alma süreçlerine katılımının teşvik edilmesi, demokrasiyi tabana yayar.
Halkın doğru bilgiye ulaşabilmesi için bağımsız, çoğulcu ve etik ilkelere bağlı bir medyanın varlığı hayati önem taşır.
Medya üzerindeki baskıların kaldırılması ve tekelleşmenin önlenmesi gerekir.
Ulusal değerler ve kimlik tanımının, ülkenin tüm “kültürel zenginliğini” ve farklılıklarını kucaklayacak şekilde, ayrıştırıcı olmayan, sivil ve demokratik bir çerçevede yeniden ele alınması.
Toplum üzerindeki algı-zihin operasyonlarının (manipülasyon, dezenformasyon, propaganda) olumsuz etkisinden kurtulmak, hem bireysel hem de yapısal düzeyde çok boyutlu ve bilinçli bir mücadele gerektirir.
Bu operasyonlardan kurtuluşun yolu, daha az tepkisellik, daha çok “sorgulama”, daha nitelikli eğitim ve daha çok “empati” ile mümkündür.
Gelen her bilginin “kaynağını, amacını” ve olası “etkilerini” sorgulama alışkanlığı kazanmak en büyük panzehirdir.
"Bu bilgi kimin işine yarıyor?" ve "Kanıtı ne?" gibi soruları sormayı düzenli olarak alışkanlık haline getirin.
Algı operasyonları genellikle korku, öfke ve kaygı gibi güçlü duyguları hedef alır.
Toplumda insanların iradesini ele geçirmeyi ve onları yönlendirmeyi hedefler.
Bir haber veya paylaşım size “aşırı güçlü” bir duygusal tepki verdiriyorsa, durup bunun kasıtlı bir “manipülasyon” olup olmadığını kontrol edin.
Moda etkisinden kaçının.
Tek bir yayın organına, sosyal medya akışına veya görüş grubuna bağımlı kalmayın.
Farklı siyasi görüşlerden, ulusal ve uluslararası güvenilir ve bağımsız kaynakları takip ederek bir denge oluşturun.
Haberlerin ve iddiaların doğru olup olmadığını kontrol eden teyit platformlarını (teyit.org, vb.) aktif olarak kullanmayı öğrenin ve bu kültürü yayın.
Uzun vadede toplumu bu tür saldırılara karşı “dirençli kılacak” olan, “kurumların” güçlendirilmesidir.
Eğitim sisteminde, çocukluktan itibaren “dijital okuryazarlık” dersleri zorunlu hale getirilmelidir.
Bu dersler, sadece teknoloji kullanımını değil, internetteki “manipülasyon tekniklerini”, “bot hesapları” ve “dezenformasyonu” tanımayı öğretmelidir.
Toplum olarak, gazetecilik “etik kurallarına” uyan, araştıran, kanıta dayalı habercilik yapan ve mali bağımsızlığını koruyan yayın organlarını maddi veya manevi olarak desteklemeye öncelik verilmelidir.
Üniversiteler, düşünce kuruluşları ve sivil toplum kuruluşlarının “bilgi üretme ve yayma” gücünün artırılması gerekir.
Bu kurumlar, yayılan yanlış bilgilere karşı “bilimsel ve kanıta dayalı” verilerle hızlı ve etkili bir şekilde yanıt verebilmelidir.
Algı operasyonları, en verimli ortamı “kutuplaşmış ve güvensiz” toplumlarda bulur.
İnsanların farklı görüşlere sahip olabileceği gerçeğini kabul eden, sakin ve yapıcı tartışma kültürünü teşvik edin.
Birleşmeyi hedef alan, ortak ulusal değerleri (hukuk, adalet, insanlık) öne çıkaran bir dil kullanın.
İnsanların sadece “kendi yankı” odalarına hapsolmalarını önlemek için, farklı görüşleri dile getirmekten çekinmeyecekleri bir “sosyal ortamın” oluşmasına katkıda bulunun.
Tartışmaları siyasi kimlikler üzerinden değil, “insan onuru, temel haklar ve toplumun ortak sorunları” (ekonomi, eğitim, sağlık) üzerinden yürütmeye odaklanın.
Öğretmen GÖNEN ÇIBIKCI




Yorumlar
…Yorumlar yükleniyor…