Türkiye’de yönetim, tam anlamıyla Servantes’in meşhur öyküsü Donkişot’un hikayesi gibi. Cumhurbaşkanı rüzgâr değirmenlerine kafa atan kahraman edasıyla, kendi hayali zaferleri için savaşıyor, mantık, akıl ve gerçeklik ise tribünde elini kolunu sallıyor. Avareller alkışlıyor; sahne tam bir tiyatro, ama maskeler düşmüyor.
Her gün müjdeler patlıyor: “Gaz bulduk! Uçak yaptık! Dünyanın lideriyiz!” Nutuklar göğe fırlıyor, ekranlardan televizyonun başındaki avarellerin çenesi düşüyor. Ekonomi paramparça, enflasyon gökyüzüne raket, gençler yurtdışına göç ediyor… Ama hava gazından Yurttan Sesler eşliğinde her şey kusursuzmuş gibi sunuluyor. Trump, dünyanın önünde “zeki adam bunlar” diyerek gülüyor; avarellerin gözleri ekrana yapışmış, elleri hâlâ alkışta.
Cumhurbaşkanı, her yeni proje ve her müjde ile kendi hayal dünyasının rüzgâr değirmenlerini çoğaltıyor. Köprüler, uçaklar, mega projeler… Her biri bir gösteri, her biri sahte bir zafer. Avareller, kendi zekâları yetmediği için alkışlamakla yetiniyor; kendi gibi zekâsı gelişmemiş Donkişot’un avarel seçmeni, bu hayali komediyi besliyor.
Eğitim sahnesi ise ayrı bir trajikomedi. Çocuk soru soruyor: “Fazla meraklı” etiketi yapışıyor. Sorgulayan birey yetiştirmek yerine, herkes sınavda doğru şıkkı işaretlemeye odaklanıyor. Böylece avareller, Cumhurbaşkanı’nın hayali savaşını alkışlamakla yetiniyor; sorgulama cesareti sıfır. Mantık sahnede yok, alkış var; gerçeklik yok, sadece hayal ve gösteri var.
Dış politika ise tam bir Donkişot macerası. “Dış güçler bizi engelliyor!” nutukları atılıyor; Amerika, Avrupa veya komşular fark etmiyor. Trump, gülerek dalga geçiyor, avareller sadece bakıyor. Her kriz, her sorun, sahnede bir başka hayali değirmenle temsil ediliyor. Cumhurbaşkanı kendi hayal dünyasında savaşırken, avareller tribünde gözlerini kırpmadan izliyor.
Muhalefet sahnede dimdik duruyor. Eleştiriyor, sorguluyor, hayali zaferleri açığa çıkarıyor. Alkış yok belki, ama cesaret ve mantık var. Gerçek savaşçılar onlar; hayali değirmenlerle değil, gerçek meselelerle uğraşıyor. Kontrast net: biri hayal dünyasında, diğeri sahici ve uyanık.
Ekonomi sahnesi, tam bir trajikomedi. Döviz fırlıyor, enflasyon uçuyor, hayat pahalılığı tavan yapıyor. Cumhurbaşkanı ise sahnede “her şey kontrol altında, Türkiye süper yönetiliyor!” nutuklarıyla gösteriyi sürdürüyor. Avareller ekrana bakıyor, elleri hâlâ havada: “Helal reis!” Komedi öyle bir noktaya gelmiş ki, akıl ve mantık sahnede yok; sadece alkış ve hayali zafer var.
Sağlık, ulaşım, enerji… Her alan kendi rüzgâr değirmenini yaratıyor. Projeler, müjdeler, havadaki nutuklar, avarellerin alkışları… Hepsi bir zincirleme komedi. Cumhurbaşkanı kahraman, sorunlar hayali, alkışlar gerçek. Her kriz, yeni bir gösteri; her müjde, sahte bir kahramanlık hikayesi.
Basın ve medya da sahnede rol alıyor. Gerçekleri sorgulamak yerine, hayali zaferleri tekrar ediyor. Haberler, nutuklar ve projeler; avarellerin gözlerini kamaştırıyor. Her eleştiri bir yankı gibi siliniyor; sahne devam ediyor. Cumhurbaşkanı kendi hayal dünyasında zafer ilan ederken, tribün hâlâ alkışta.
Rüzgâr değirmeni metaforu artık bir klasik: Her yeni kriz yeni bir değirmen, her yeni müjde sahte bir zafer. Cumhurbaşkanı, kendi kahramanlık öyküsünü yaratıyor; avareller alkışlıyor, zeki insanlar ise sadece bakıyor. Gerçekle yüzleşme cesareti yok, sadece gösteri ve alkış var.
Türkiye’de yönetim halkın zekâ aynasıdır. Sorgulamazsak, alkış devam eder. Avarellerin oyu, zeki insanların oyuyla bir değil. Donkişot hikayesi sona yaklaşıyor. Masal kendi içinde ömrünü tamamlıyor; muhalefet ise bu hikayeyi hafızlardan silerek güçleniyor.




Yorumlar
…Yorumlar yükleniyor…