Bak kardeşim… Şu dünyada insanı en çok yoran şey, yalanla yaşamaktır. Bir gün geliyor, bakıyorsun herkes rol yapıyor. Kimi para için, kimi mevki için, kimi korkudan susmuş. Yüzler maskeli, sözler sahte, dostluklar çıkar kokuyor. Sen orada nefes almaya çalışıyorsun ama hava zehir. İşte o an anlamalısın: bu dünya senin yerin değil artık. Zaman, hayaline firar etme zamanıdır.
Hayaline firar eden adam korkak değildir. O, gerçeğin kirinden kaçandır ama onurunu koruyandır. Bu çağda dürüst yaşamak, bile bile ateşe yürümektir. Ama bazen yanmak, sönmekten iyidir. Senin içinde bir ses var ya — hani yıllardır susturduğun o ses… İşte o, senin gerçeğin. O sesi susturma artık. O ses “git” diyorsa, gideceksin kardeşim.
Kendine dürüst ol: Bu düzen seni ne kadar yaşatıyor? Her sabah aynı işe gidip aynı suratlara gülüp aynı yalanları dinlemekten bıkmadın mı? Her yerde bir çıkar, bir yalakalık, bir üçkâğıt. Doğruyu söyleyen dışlanıyor, eğilen kazanıyor. Ve sen hâlâ “belki bir gün düzelir” diyorsun. Düzelmez kardeşim. Bu düzen senin nefesinle besleniyor. Sen sustuğun sürece onlar büyüyor.
O yüzden hayaline firar et. Ama öyle bavul toplayıp gitmek değil bu. Bu, içsel bir kaçıştır. Bu, kendini bulma savaşıdır. Yüreğini eline al, korkunu arkada bırak. Kendi yoluna yürü. Çünkü bir insanın en büyük kaybı, kendi yolunu başkasına bıraktığı andır.
Ve unutma — firarın bir hedefi olsun: kazanmak için firar et.
Kazanmak için firar et; hayatı geri almak, onurunu geri almak, sözünü geri almak için.
Dimdik ol; eğilme, kimseye boyun eğme.
Dimdik ol; onursuzluğa prim verme.
Ezene karşı firar et; ezeni bırakan sen olma.
Nobran davranana karşı firar et; terbiyesizliğe teslim olma.
Ülkeni talan edene karşı firar et; yalakalara, kendi ülkesini satanlara sessiz kalma.
Hayaline firar eden adam bazen bir aşk yüzünden kaçar. İmkânsız bir sevdadan. O kadar sever ki, o aşk onu yakar. Ne kavuşabilir, ne unutabilir. O sevda hem ilacı olur, hem zehiri. O zaman anlar ki, bazen en büyük aşk, uzak durmaktır. Bazen birini sevdiğin için gitmek zorundasındır. O da gider. Ama o firar bir teslimiyet değil, bir saygıdır. Aşkı kirletmemek için çekilir. Sevdiğini kalbinde taşır, kimseye anlatmaz. Sessizleşir ama vazgeçmez. Çünkü gerçek aşk, ulaşmak değil; temiz kalabilmektir.
Aşkını yakalamak için firar et.
Aşkını yakalamak için firar et; çünkü sevda bazen cesaret ister.
Kimi zaman kaçmak, onu daha temiz tutar; kimi zaman kaçmak, ona ulaşmanın ilk adımıdır.
Sen hangi adımı atarsan at, niyetin saf olsun. Ne pes etmek ne de uğruna kendini tüketmek. Aşka firar et; ama onurlu ol.
Bu firar öyle kolay değildir. Kaçmak cesaret ister. Her şeyi arkanda bırakmayı, yalnızlığı göze almayı ister. O adam da bunu yapar. Ne dost kalır, ne sevgili. Bir tek kalbi kalır yanında. O kalpte de bir imkânsız aşk. Ne unutabilir, ne kavuşabilir. Her şeyden kaçmıştır ama ondan kaçamaz. Çünkü bazı aşklar, insanın ruhuna kazınır. Ne silinir, ne söner; sadece sessizleşir.
O da sessizleşir işte. Ama susmak, kabullenmek değildir. O suskunluk birikmiş çığlıktır. Gecenin içinde yürürken her adımı isyandır aslında. Bir tarafta hayalin, bir tarafta aşkın, bir tarafta vicdanın. Hepsi birbirine karışır. Bir zaman sonra fark eder: kaçtığı yer, kendi kalbinin içidir.
Toplumun kirli ellerinden kaçmıştır. Bürokrasi, çıkar, yalakalık çamurundan kurtulmak istemiştir. Çünkü orada insanlık kalmamıştır. Yalan söyleyen terfi eder, doğruyu söyleyen cezalandırılır. Düzene kafa tutanın başı beladadır. Ama o adam doğru kalmayı seçer. O yüzden dışlanır, yalnız kalır. Ama asla eğilmez.
İşte onun hayaline firarı, bir onur meselesidir. O firar korkunun değil, cesaretin işidir. Kaçmak için değil, kendini bulmak için gider. Bir dağın yamacına sığınır, belki bir sahil kasabasına. Belki bir bankta oturur, sessizce gökyüzüne bakar. Ama ne olursa olsun, kendiyle barışır. Çünkü bilir: insanın en büyük savaşı kendi içindedir.
Bir gün aynaya bakar. Yüzünde yorgunluk vardır ama gözlerinde ışık. Der ki kendi kendine: “Ben artık bu dünyanın adamı değilim. Benim yerim, kendi hayalim.” Ve o anda, gerçekten özgür olur. Parası yoktur, dostu azdır, ama vicdanı rahattır. Kimseye yalan söylememiştir. Kimsenin önünde eğilmemiştir. Kendi doğrusundan şaşmamıştır.
Bazısı der ki: “Bu devirde böyle yaşanmaz.” O da güler geçer. Çünkü bilir ki, bu devirde dürüst kalmak bile başkaldırıdır. Yalanın ortasında doğruluk, en büyük isyandır. O yüzden onun her nefesi direniştir. O yüzden onun suskunluğu bile haykırıştır.
Hayaline firar eden adam yalnız kalır, doğru. Ama yalnızlık bazen en temiz sığınaktır. Kalabalıkların ortasında kirlenmekten iyidir. Sen kendi yalnızlığında huzur bul. Bir ağacın altında, bir şarkının içinde, bir gökyüzü parçasında bile kendini bulabilirsin. Küçük mutlulukları gör, çünkü bu dünya büyük yalanlarla dolu.
Bir gün gelecek, seni anlamayanlar pişman olacak. Seni “deli” diyenler, aslında senin cesaretine imrenecek. Ama sen o günü bekleme. Kendin için yaşa. Kendi yolunu çiz. Çünkü bir insanın en büyük devrimi, kendi hayatını değiştirmesidir.
Gerçek seni boğar kardeşim, ama hayalin seni yaşatır. Gerçek seni zincire vurur, ama hayalin seni özgür bırakır. Gerçek seni susturur, ama hayalin seni konuşturur. O yüzden bırak korkuyu, bırak alışkanlıkları. Hayaline firar et! İster bir dağa git, ister bir şarkıya, ister bir kadının gülüşüne. Ama git. Kendini kurtar.
Ve bil ki… Hayaline firar eden adam, hiçbir yere kaçmaz aslında. O sadece kendine döner. Kendi kalbine, kendi vicdanına, kendi gerçeğine. Ve o dönüş, dünyanın tüm yalanlarından daha değerlidir.
O yüzden kardeşim, ne olursa olsun, Hayaline firar et.
Kazanmak için firar et. Dimdik ol. Ezene, nobran davranana, ülkeni talan edene karşı firar et. Aşkını yakalamak için firar et. Çünkü bu çağda direniş, artık mermiyle değil, yürekle olur. Ve senin yüreğin hâlâ tertemizse dünya seni yenemez.




Yorumlar
…Yorumlar yükleniyor…