Türkiye’de yıllardır süregelen, çözülemeyen iş yapma ve yaptırma karmaşası var.

Oysa, yerel ekonominin bel kemiği, küçük işletmeler ve zanaatkarlardır.

Bu alanda, ne iş yapanın emeği tam anlamıyla korunmakta, ne de iş yaptıran vatandaş hizmetin kalitesi ve güvenliği konusunda yeterli teminata sahiptir.

Bu karmaşa, hem ekonomik hem de sosyal açıdan tarafları olumsuz etkilemektedir.

Eğitim şart

Mesleki yeterlilik sistemi yeniden düzenlenmeli. Her meslek erbabının, tıpkı doktor, avukat ya da öğretmen gibi sistemli bir eğitimden geçmesi şarttır. Bunun yolu da meslek liselerinden başlar. Bunun temel adımı, mesleki eğitim zincirinin sağlam kurulmasıdır. Meslek lisesinden mezun olan her birey, mezuniyet sonrası en az üç yıl sürecek teorik ve pratik staj eğitimine tabi tutulmalı; eğitim sürecindeki performansı, sınav sonuçları ve meslek içi disiplin değerlendirmeleriyle birlikte “çalışma belgesi” almaya hak kazanmalıdır.

Ustalık ise yalnızca tecrübe değil, aynı zamanda eğitim işidir. Usta olmak isteyenler, belirli bir süre eğitimlerini sürdürmeli, ustalık belgesi ile yetkinliklerini kanıtlamalıdır. Ustalar belirli aralıklarla meslek içi eğitimlere katılmalı, yeni teknolojiler ve standartlar konusunda güncel bilgiye sahip olmalıdır.Bu, mesleğin saygınlığını ve hizmet kalitesini artıracaktır.

İş yeri açmak isteyenler için de benzer bir sistem geçerli olmalıdır.

Her işletmeci, kendi meslek grubunda bir üst düzey eğitim ve sınavdan geçerek iş yeri ruhsatı almaya hak kazanmalıdır.

Böylece hem hizmet standartları korunur, hem de haksız rekabet önlenir.

Bir diğer önemli konu da meslek sigortasıdır.

Her iş yeri, faaliyet alanına uygun şekilde meslek sigortası yaptırmalı ve hizmet sırasında oluşabilecek zararları karşılayabilecek bir teminat sistemine dahil olmalıdır.

Bu uygulama, hem iş yapanı hem de hizmet alan vatandaşı koruma altına alır.

Öte yandan, eğitimsiz, ilgisiz ve denetimsiz biçimde çalışan kişilerin kontrol altına alınması şarttır.

Boyacıdan elektrikçiye, tesisatçıdan marangozuna kadar her meslek grubunun belirli bir yeterlilik belgesi olmadan faaliyette bulunması engellenmelidir.

Bu konuda yerel yönetimlere, meslek odalarına ve denetim birimlerine önemli sorumluluklar düşmektedir.

Çözüm olarak:

Tüm meslek dallarında fiyat tarifesi uygulaması zorunlu hale getirilmelidir.

Bugün aynı hizmet için farklı kişiler tarafından keyfi fiyatlar uygulanmakta; bu durum hem tüketiciyi hem de esnafı mağdur etmektedir.

Standart tarifeler, kayıt dışı ekonominin önüne geçecek ve emeğin gerçek karşılığını bulmasını sağlayacaktır.

Yerel düzeyde meslek düzeni yeniden tanımlanmalıdır.

Eğitimli, belgeli, sigortalı ve denetlenen bir meslek yapısı hem hizmet kalitesini artırır hem de toplumda güven ortamı oluşturur.

Artık zamanıdır:

Sonuç olarak:

İş yapma – yaptırma karmaşasına son verilmeli. Her meslek hak ettiği saygıyı ve her iş yaptıran iş düzenini, standartı görmelidir.

Hadi hayırlısı: