(-Çağın Irkçıları: “Sizi Gidi Embesil Zombiler Siziii…”)
Ayıp, ayıp…
Bir bilim adamı çıkmış, dünyada Tıp tarihinde çığır açacak bir buluşa imza atmış, bizim dar beynimiz şunu tartışıyor:
-“Aziz Sancar, Türk mü Kürt mü?”
Hatta kimileri de, ailenin kökenine bakarak şunu soruyorlarmış:
-“Siz Arap mısınız?”
Üstelik bunu yalnız Türkiye’nin beyni dar sorguçları değil, aynı zamanda BBC gibi ciddi bir yayın kuruluşu da yapmış…
Aziz Bey ise bu sorular karşısında o denli bunalmış, üzülmüş, kendini kötü hissetmiş ki sonunda açıklama yapmak gereğini duymuş:
-“Arapça konuşmuyorum, Kürtçe konuşmuyorum. Ben Türk’üm, o kadar?”
Hadi şimdi dayatalım adamcağıza:
-“Sen nasıl aslını inkar edersin? Nasıl kimliğini saklarsın? Sen asimile olmuşsun? Türk’üm derken, Türk kafatasçısı ve etnik milliyetçisi, hatta faşisti olduğunu ayırt etmiyor musun?”
Birileri kırgın, Aziz Bey nasıl kendine Türk'üm demiş...
Birileri ağzına biber sürecek:
Hayır, gerçekte bu alt kimliklerden birine vurgu yapsaydı; şunu demeye hazırlanıyordu kimileri…
-“Boşver yahu! Adam Türk değil, Kürtmüş; Arapmış vs…”
Buradan bir linç kampanyası da başlatılabilir, istenilirse.
21. Yüzyıl’da bakışlar bu kadar sığ, beyin dalgaları bu kadar kısır nasıl olabiliyor, anlaşılması olanaksız.
Türkiye’de Türk olmak, etnik kimliğe vurgu yapmak anlamına geliyor.
Ama başka bir kimliğe vurgu yapmak, demokratlığın, ilericiliğin ve hatta devrimciliğin nedeni…
Türkiye’de kendini Türk olarak görenler, Türklüğün etnik bir kimlik olmadığını söyleyip dururlarken, demokrat ve ilerici, hatta devrimci olduğunu söyleyenler, etnik temelde Kürt ve Arap gibi kavramlarla bireylerin kendilerini ifade etmelerini savunuyorlar.
Tam bir ironi…
Gerçekten de gülünecek bir ironi…
Ancak kaçırılan bir şey daha var:
Adam kendini Türk hissediyor; ve ona biz, aman bak, senin kemik yapın, kan grubun, DNA ların Türk olmadığını ortaya koyuyor. Türk deme kendine, sen “Kürt’sün”,” Alevisin” diyoruz açık ya da dolaylı olarak, bunu fark ediyor muyuz?
Dar kafalılık, gerçekten de bu kadar olur.
Hatta eblehlik…
Dünya bize zaten etnik kimlikler üzerinden ayrışmayı dayatıyor; bu çağda birileri de bunu demokratlık olarak yutup, kemik, kan ve dna üzerinden ifade etmeye çalışıyorlar…
Artık gerçekten kabak tadı verdi:
Yahu; “Dalga mı geçiyorsunuz siz, Adam kendisine Türk diyor Türk!”…
Üstelik Aziz Sancar, Nobel ödülü almış, DNA’lar üzerine çalışan bir Tıpçı…
Herhalde kemiğin, kanın, iliğin ne olduğunu sizden daha iyi bilir?
Kafanız mı basmıyor heyy!
Uyanın artık uyanın; ya da milletin yakasından düşün…
Bu yoksul milletin bu tür dertleri, arayışları hiç yokken; emperyalist dayatmalarla işbirliği ederek, Avrupa’nın geçen yüzyılda Irkçılık üzerinden yaşadığı büyük bir kıyımın ve ateşin üzerine itelemeyin insanları!
Toplum ve toplumun içinde akıllı adamlar birleşmeyi, bütünleşmeyi, kaynaşmayı ırk ve etnik özellik sarmalından çıkarak, ulus temelinde yükselmek olarak anlatıyorlar size, anlamıyorsunuz!
Mashar Osmanı mı göndersek tedavi için, Arif Verimli’yi mi bilmiyorum ki!
Mazhar Bey'in ruhunu falan çağırsak, gelir mi acaba?
Dünya, uzayda canlı ve yaşamın olduğu ortamlar olup olmadığını tartışıyor; biz ise kemik, kan ve soy bağımızı…
Uluslar çocuklarına çağdaş eğitim verip, nasıl olur da pozitif düşünce düzeylerini, matematik, fizik ve kimya sevgilerini artırırım diye uğraşıyor; bizse nasıl çocuklarımızı daha çok sarıp sarmalar, neredeyse ana okuluna kadar türbanlı olarak okullara göndeririz, nasıl bütün okulları imam hatip okulları yaparız diye uğraşıyoruz...
Millet mersine, biz tersine...
Kafayı yedik, kesin…
Bir millet kendisine ancak bu denli kötülük yapabilir.
Nobel almış bir bilim adamı, hem tıpçı, hem DNA’cı hem de kemik ve iliğin ne ölçüde karışmışlığını ve karışmamışlığını bilen biri olarak bu uyarıyı yapıyor ve gene hala anlamıyorsak; ne diyeyim…
Tuza mı bassak, ulusa akıl veren embesil zombileri bilmem ki…
O zaman bir önerim var:
Kültür, dil ve tarihi bir yana bırakarak kan, kemik, DNA üzerinden kimlik dayatıyorsa; onları çağın Hitlerleri, Mussolinileri, Gobeneau’ları ve “embesil zombileri” olarak ilan ediyorum.
Hadi bakalım…
Sizi gidi “embesil zombiler” siziii…
Prof. Dr. Kemal Arı
AYIP, AYIP…
(-Çağın Irkçıları: “Sizi Gidi Embesil Zombiler Siziii…”) Ayıp, ayıp… Bir bilim adamı çıkmış, dünyada Tıp tarihinde çığır açacak bir buluşa imza atmış, bizim dar beynimiz şunu tartışıyor: -“Aziz Sancar
7 ay önce3 dk okuma0 görüntülenme

Yorumlar
…Yorumlar yükleniyor…