. “Odamız” bizim kendimize özgü bir yaşam alanımızdır.
Orada huzur içinde sağlıklı bir biçimde yaşamalıyız.
Odada “çiçek ya da topraklı bitki” bulundurmanın sağlığımıza zararları var mıdır?
Evde bitki ya da çiçek bulundurmanın genel olarak sağlığa birçok yararı olduğu düşünülse bile bazı durumlarda ve belirli koşullar altında “potansiyel zararları” ortaya çıkabilir.
Küf ve mantar oluşumu zararlı olabilir.
Bitkilerin çok fazla sulanması ve odanın yetersiz havalandırılması, saksı toprağında ve çevrede küf ve mantar oluşumuna zemin hazırlayabilir.
Küf sporları havaya karışarak özellikle alerjisi veya astımı olan kişilerde solunum yolu rahatsızlıklarını, alerjik reaksiyonları, burun tıkanıklığını ve öksürüğü tetikleyebilir.
Bazı popüler ev bitkileri zehirli maddeler içerir. (Difenbahya, Zambak türleri)
Evde küçük çocuklar veya evcil hayvanlar varsa, bu bitkilerin yapraklarını veya diğer kısımlarını yemeleri halinde zehirlenme riski doğabilir.
Saksı toprağı, özellikle “aşırı nemli” kaldığında, mantar sinekleri gibi küçük böceklerin üremesi için uygun bir ortam oluşturabilir.
Bu böcekler genellikle zararsız olsa bile, “birikmeleri” rahatsızlık verici olabilir.
Yaygın bir inanış, bitkilerin geceleri karbondioksit salgılayarak odadaki oksijeni tükettiği yönündedir.
Ancak, bilimsel veriler bunun bir yanlış kanı olduğunu gösteriyor.
Bitkilerin gece solunum yoluyla tükettiği oksijen miktarı o kadar düşüktür ki, odadaki havayı veya uyku kalitenizi olumsuz etkileyecek düzeyde değildir.
Bir insan, evcil hayvan veya bir bebek bile odadaki oksijeni çok daha fazla tüketir.
Bu riskleri “en aza indirmek” ve bitkilerden yararlanmak için şunlara dikkat etmeliyiz:
Özellikle alerjiniz varsa, “düşük polen” yayan veya “alerji dostu” bitkileri tercih edin. (Paşa Kılıcı, Kurdele Çiçeği gibi)
Odayı “düzenli” olarak havalandırın ve nemin aşırı “yükselmesini önleyin”.
Bitki yapraklarını düzenli olarak tozdan arındırın, silin.
Bitkilerinizi aşırı sulamaktan kaçının. Saksı altındaki suyun birikmesine engel olun.
Evde çocuk veya evcil hayvan varsa, zehirli türleri “erişemeyecekleri yerlere” koyun veya bu bitkileri “seçmeyin”.
Odada bulunan bitkilerin “doğrudan” bağışıklık sisteminize zarar vermesi beklenmez.
Genel inanış ise bitkilerin insanın “ruhsal durumunu” iyileştirerek ve “stresi” azaltarak “dolaylı yoldan” bağışıklık sistemini destekleyebileceği yönündedir.
Ancak, bazı özel durumlar ve koşullar “dolaylı” olarak “bağışıklık sistemi” tepkilerini tetikleyebilir ve “var olan” sorunları kötüleştirebilir:
Özellikle aşırı sulama nedeniyle saksı toprağı çok ıslak kalırsa, küf ve mantar “spor”ları oluşabilir.
Bu “spor”lar havaya karışabilir.
Alerjisi veya astımı olan kişilerde, bedenin bu “alerjenlere karşı” savunma mekanizması (bağışıklık tepkisi) devreye girer.
Bu durum, bağışıklık sistemini yormasa bile “alerjik reaksiyonları” tetikleyerek rahatsızlığa neden olabilir. (burun akıntısı, kaşıntı, solunum zorluğu)
Bazı çiçekli bitkiler “polen” yayarak alerjik bünyeye sahip kişilerde “reaksiyon”lara neden olabilir.
Ayrıca, bitkilerin geniş yaprakları üzerinde biriken toz da “alerjik tepkilere” yol açabilir.
Toz alerjisi olanlar için bir sorun oluşturabilir.
Bazı ev bitkileri zehirli maddeler içerir. (Difenbahya gibi)
Bu bitkilerin “yenilmesi” veya “sıvısıyla temas” edilmesi zehirlenmeye yol açar.
Zehirlenme, bağışıklık sistemi hasarı olmasa bile bedenimizde “akut bir stres” ve ciddi bir “sağlık durumu” yaratarak genel iyilik halinizi ve enerjinizi “olumsuz” etkiler.
Unutmamak gerekir ki, bitkiler genellikle zarardan çok fayda sağlar:
Temiz hava solumak, genel sağlığı ve dolayısıyla bağışıklık sisteminin işlevini dolaylı olarak destekleyebilir.
Sağlıklı ve iyi bakılmış bitkiler, özellikle nem dengesini sağlayıp havayı filtreleyerek bağışıklık sisteminize zarar vermez, aksine “dolaylı yararlar” sağlayabilir.
Eğer alerjik bir duyarlılığınız varsa, asıl dikkat etmeniz gereken nokta “aşırı sulamadan” kaçınmak, “küf oluşumunu” engellemek ve bitkileri düzenli olarak “tozdan arındırmaktır”.
. Bu oda-bitki ilişkisini örnek olarak aldığımızda buna benzer şunu düşünebiliriz:
. Ülkemize, yaşadığımız alana, toplumumuza “dışarıdan” birileri gelmek ve yerleşmek isterse ya da birilerinin ülkemize yerleşmesi yolunda dış-egemen güçler çeşitli tuzaklar kuracak olursa…. Kendimizi ve odamızı (yurdumuzu) korumak için çok ciddi önlemler almalı ve dikkatli davranıp gerekli önlemler almalıyız.
. Nasıl ki bazı bitkiler zararsızdır ve bizlere iyi duygular verirse birçok yabancı da iyi niyetli, değerli ve bizler için yararlı olabilir.
. Barış içerisinde yaşamak, yurdumuzu, devletimizi “özgür, bağımsız ve üniter, demokratik” bir yapı içerisinde kalkındırmayı istemek de bizim birincil hakkımız ve görevimizdir.
. Son yıllarda ülkemize çeşitli yollardan gelen ve de devletimizden birçok hizmet alan milyonlarca sığınmacı, kaçak göçmenler toplumumuza, ülkemize büyük “sorunlar” çıkaracaktır; bu konuyu bir an önce çok ciddiye alıp, çözüm yollarını bulup, uygulamalıyız.
Gönen ÇIBIKCI

Yorumlar
…Yorumlar yükleniyor…