Avrupa’nın kalbinde, Brüksel’in açık ve güneşli bir sabahında bu kez bambaşka bir ses yankılandı.
Ne bir bürokratın, ne bir diplomatın sesi… Bu ses, Anadolu’nun yüreğinden, halkın içinden gelen bir sestiydi: Özgür Özel.
CHP Genel Başkanı, “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinginde yalnızca siyaset yapmadı; gurbetin ortasında memleket kokusunu getirdi, insanın içine işleyen bir sıcaklık bıraktı.
Place Jean Rey Meydanı daha sabahın erken saatlerinden itibaren dolmaya başladı.
Ve bu kalabalık yalnızca Belçika’nın insanı değildi. Almanya’nın Bielefeld, Nürnberg, Berlin, Hannover, Köln şehirlerinden, Fransa’nın Paris, Nice, Lille kentlerinden, Avusturya Viyana’dan ve Hollanda’nın dört bir yanından binlerce Türk otobüslerle, trenlerle, arabalarla akın etmişti Brüksel’e.
Hepsi tek yürek, tek ses:
“Biz buradayız, memleket için!”
Bir kadın küçük oğluna eğildi, “Bak yavrum, bu bizim tarafın lideri,” dedi.
Bir amca kalabalığa dönüp, “Hele bak hele, adam konuşacak şimdi, iyi dinleyin!” diye seslendi.
Gülümsediler. Herkesin gözünde aynı ışık vardı: umut.
Brüksel’de yürek ısıtan kalabalık
Güneş pırıl pırıl parlıyordu.
İnsanların içini ısıtan o ışık sanki meydandaki coşkuyla birleşmişti.
Bayraklar dalgalanıyor, marşlar söyleniyor, Avrupa’nın ortasında bir parça Anadolu esiyordu.
Kırmızı-beyaz renkler meydanı kaplamıştı; “adalet”, “özgürlük” ve “Türkiye laiktir, laik kalacak!” sesleri bir ağızdan yükseliyordu.
Kürsüye çıkan Özgür Özel, kalabalığa döndü, tok bir sesle konuştu:
“Darbenin kendisine olunca dünyadan dayanışma bekliyorlar, darbe yapan olunca ‘susun’ diyorlar. Susmayacağız!”
Bu cümleyle birlikte meydan adeta titredi.
Alkışlar, sloganlar birbirine karıştı.
Ve ardından o sessiz an geldi…
“Suçsuz yere 207 gündür hapiste tutulan Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu’na, haksız yere cezaevinde bulunan tüm siyasi tutsaklara sahip çıkmak için buradayız.”
O an kalabalığın yüreği bir oldu.
Bir teyze elindeki bayrağı sıkıca tuttu, yanındaki gence “Bak oğlum, doğruyu söylüyor, Allah adaleti er geç getirir,” dedi.
“Hasret bileti” siyasetin kalbe dokunan yüzü
Özgür Özel, sadece politik mesajlar vermedi.
Birden bire konuşmasının ortasında halkın diline, duygusuna geçti: “Hasret bileti.”
Açıklaması kısaydı ama anlamı derin: kışın en uygun tarifeden Türkiye’ye uçuş hakkı, yılın istenilen gününde kullanılabilecek.
“Gurbet kolay mı? İnsan köyünü, toprağını, anasının tandır ekmeğini, babasının gölgesini özlüyor,” dedi.
Kalabalık bir anda güldü, alkışladı.
Bir teyze yüksek sesle “Helal olsun, oğlum, doğru dedin!” diye bağırdı.
O an siyaset resmiyetini kaybetti, halk diliyle yeniden can buldu.
“Avrupa’daki Türkler yılda bir kez memlekete gidip tatil yapan insanlar değil; Türkiye için söyleyecek sözü olan kahramanlardır.”
Bu cümle, meydandaki herkesin içine işledi.
Unutulmuş, sadece seçim zamanı hatırlanan gurbetçiler, nihayet kendilerini hatırlanmış hissetti.
Gurbetin kalabalığı: Almanya’dan Fransa’ya, tek yürek
O gün Brüksel sadece bir şehir değildi; Avrupa’nın dört bir yanından gelen insanların birleştiği bir kalp gibiydi.
Bielefeld’den gelen bir kadın, elindeki bayrağı sallayarak, “Sırf bu mitingi görmek için gece çıktık yola, değdi vallahi!” diyordu.
Köln’den gelen bir grup kadın, “Yıllardır böyle bir birlik görmedik, içimiz ısındı,” diye ekledi.
Paris’ten gelenler bayraklarını dalgalandırıyor, Nice’ten gelen gençler şarkılar söylüyordu.
Lille’den, Nürnberg’den, Viyana’dan, Hollanda’dan gelenler, hep bir ağızdan aynı sloganı atıyordu:
“Hak, hukuk, adalet!”
Brüksel meydanı, o gün sadece CHP mitingi değil, Avrupa Türklerinin dayanışma bayramı haline geldi.
Yüzlerde özlem, gözlerde umut, kalplerde memleket sevgisi vardı.
Cam tavanı kırmak
Özel, konuşmasının sonunda coşkuyu bir kez daha yükseltti:
“Başımızın üstünde görünmez bir cam tavan var! Bugün o tavanı kırmaya, o zinciri koparmaya var mısınız?”
Kalabalık bir ağızdan “Varız!” diye haykırdı.
Meydan bir anda dalgalandı, sanki Brüksel’in binaları bile bu coşkuya eşlik etti.
Bir miting değil, bir mesajdı
Brüksel mitingi, sadece bir siyasi gösteri değildi.
Avrupa’daki Türklerin yıllardır biriktirdiği duyguların, özlemlerin, umutların dışa vurumuydu.
CHP uzun zaman sonra Avrupa’da böyle bir sahiplenmeyle karşılaştı.
Bu miting, “CHP artık sadece Türkiye’de değil, Avrupa’da da halkın partisidir” mesajını güçlü biçimde verdi.
Brüksel’den Türkiye’ye esen rüzgâr
Mitingin sonunda bir kadın elindeki bayrağı sallayıp şöyle dedi:
“Yeter gari, umut etmeye geldik, korkmaya değil!”
O söz, günün ruhunu özetliyordu.
Güneş parlıyordu, yürekler sıcaktı.
O gün Brüksel’de yükselen ses, sadece Avrupa’da değil, Türkiye’de de yankı buldu.
Belki o meydanda atılan sloganlar hemen değişim getirmeyecek, ama o gün orada herkes bir şeyi hissetti:
Türkiye’de umut yeniden yeşeriyor.




Yorumlar
…Yorumlar yükleniyor…