Tövbe, Bismillah...

Şimdi de bu çıktı...

Tanrı erkek miymiş, dişi miymiş!

Şimdi de bu konu çıktı...

Bence Rachel haklı:

- "Tanrı erkek değil!" diye haykırmış, Anglikan dünyaya ve elbette Hıristiyan alemine...

Düz akıl, elbette hemen soruyor:

- "Ne yani, Tanrı erkek değilse, dişi mi?"

İnsanoğlunun kafası hep takıntılarla dolu:

Örneğin Hıristiyan dünya yüzyıllar boyunca, meleklerin dişi mi erkek mi olduğunu tartıştı.

Tartıştı amma; düş dünyasında melekleri hep “dişi” olarak düşleyip, yaptığı resimlere, fresklere ve minyatürlere hep kanatlı “dişi” olarak işledi çoğunlukla…

Çoğunlukla melek kanatlı ve yüzü güzel bir kızı resmediyordu.

Kimi kereler, erkek melek düşlenmedi değil!

Örneğin, merhametli bir melekten söz ediliyorsa, o dişiydi…

Ancak, “Azrail” gibi ölümle ilişkilendirilmiş bir melekse söz konusu olan, o elinde tırpanlı, başında ilginç bir külahı ve uzun elbisesi olan bir erkekti…

Bu açmaz içinde, din adamları yıllar içinde tartıştı durdu:

- “Melekler dişi midir, erkek midir?”

Bu kez Rachel Treweek işi daha da ileri götürdü:

Kafasının tası attı ve bu zamana değin, Tanrı’nın erkek olduğunu düşündürecek söz, tavır ve düşüncelere kafayı attı:

- “Yeter!” artık dedi.

Bütün din adamlarına, artık Tanrı’dan erkekmiş gibi söz etmemeleri çağrısında bulundu.

Anglikan mezhebinde piskoposluk konumuna da yükselmiş ve Lordlar Kamarası'ndaki oturumlara da katılacak olan bu arkadaşımızın konuya yaklaşımı da şöyleymiş:

Bize Tanrı’nın insanları, kendi suretinde yarattığı söylendi.

-“Ben de Tanrı’nın suretinde yaratıldıysam, o zaman Tanrı “erkek olarak görülmemeli… Tanrı Tanrıdır”…

İyi de a Rachel!

İsa Tanrı'nın oğlu ve annesi de Meryem olduğuna göre; nasıl olacak da Tanrı'yı Hıristiyanlık inancında olan biri "erkek olmayan bir şey" olarak tasavvur edecek?

Kazayla dinden aforoz edilmesin sonunda...

Ne önemli sorun, değil mi?

Sen tut, din kitaplarında, yorumlarda ve din adına yapılan konuşmalarda, kadını ifade eden “She” edatının yerine, tut, erkek için kullanılan “He” edatını kullan…

Sonra da kadınların önüne de çık ve bu ilgeçlerle Tanrı’yı anlat…

Olacak şey mi?

Dünyada emperyalizm diye bir gerçek varmış; hala üzeri cilalanmış gibi görünse de ırkçılık ve ayırımcılık devam ediyormuş; kadın toplum yaşamında bütünüyle baskı ve dayatmanın odağı olmuş…

Dinci, mezhepsel ve hatta tarikat temelinde ötekileştirme ve öteki olana karşı akıl almaz hınçlarla yargılamalar ve baskılar sürsün…

Örneğin anlı şanlı İngiltere’nin son yüz elli yıl içinde işlediği toplu kıyımların, soykırımların ve işkencelerin adı bile anılmasın…

Üstelik Irak’ta olduğu gibi, ABD’nin yamacında, bu tür ezalar ve cefalar sürsün…

Sen tut; aman da aman; “Tanrı erkek mi, dişi mi?” tartışmalarına kapıl…

Üstelik bu tartışma yeni de değil…

Tanrı inancının insan topluluklarında yerleştiği zamanlardan bu yana insanoğlu hep bunu tartıştı:

- “Tanrı erkek mi dişi mi?”

İslamiyet bu konuda, öteki dinlere gerçekten de fark atmış durumda... Çünkü O, böyle bir tartışmayı kabul etmiyor. Tanrı için, "O her şeyden münezzehtir" diyor, geçiyor.

Doğrusu da bu zaten...

Bir de şimdi, Tanrı'nın dişiliği ya da erkekliği üzerinden insanlar, kendi cinsiyetleriyle de illiyet bağı kurarak, katı biçimde ayrışsınlar mı?

Ancak toplumların onca şeye karşın, kendi bilinçaltlarındaki saplantılar o denli etkili ki; örneğin İslamiyet'te cennetteki meleğin adı "Rıdvan", cehennemdekinin de Şeytan ve Zebani olmasına karşın tutuyor Rıdvan adını erkek çocuklarına veriyor da kız çocuklarını es geçiyor...

Ancak genel olarak bütün melekleri ifade eden "Melek" sözcüğünü de kızlara ad vermekten geri kalmıyor.

Bu yaklaşım dinin suçu değil; o dine inananların kendi öngörüleri...

Kimse tutup da kızına "Melek" adını veriyor da; Rıdvan adını vermiyor!

Rıdvan "hoşnutluk, memnunluk; hoş olan şeylerle dolu olmak" gibi anlamlara geliyor ve bu melek, cennetin kapısında bekliyor; cennete girecek olanlara yol izan gösteriyor...

Oysa "melek" kültünün, çok eski pagan dinlerden bu yana bir algı biçimi var.

Tanrı’yı hep fiziki güçle ilişkilendirmiş kültürler, onu güçlü kuvvetli bir erkek olarak tanımladı ve resmetti…

Elinde mızrağı, başında kral tacından daha muhteşem tacı; ateş gibi gözleri ve sert yüzü ile Tanrı Zeus, hiç dişi olarak düşünülebilir miydi?

Eski Yunan dininde ve mitolojisinde bu böyleydi de; öteki kültürlerde de hiç farklı değildi.

Belki Tanrı, bu dinde olduğu gibi evlendirilmedi, şehvetten arındırıldı; çocukları ve rakipleri olmadı; zaman içinde daha yalnız ve insani duygularından arındırılmış bir tanrı figürü ortaya çıktı.

Ancak yine de toplumların ortak bilinçaltı onu hep erkek olarak tasavvur etti.

Bunun bir nedeni de toplum içinde erkeğe, dişiye göre daha fazla önem vermesiyle ilgili bir şeydi…

Toplumun değer yargıları ve öncelikleri, Tanrı’nın suretine de algı temelinde bire bir yansıdı…

Sorun hala çözülebilmiş değil:

Belki bu kez çözülebilir.

Ne dersiniz?

Galiba dünya yeni heyecanlar arıyor…

Prof. Dr. Kemal Arı