TELE 1’e kayyım atanması ve kurucusu Merdan Yanardağ’ın casusluk iddiasıyla tutuklanmasını protesto için Frankfurt’ta gerçekleştirilen eylemde konuşan SPD İl Başkanı Müller, Türkiye ziyaretinde orada yaşanan hukuk ihlallerini gündemine almamasını “büyük bir skandal” olarak değerlendirdi.
Türkiye’de muhalif gazetecilere ve yerel yöneticilere yönelik baskılara karşı protesto ve bu kapsamdaki operasyonlarda tutuklanıp, özgürlüğünden yoksun bırakılan muhaliflerle dayanışma eylemleri Avrupa’nın çeşitli kentlerinde devam ediyor.
Frankfurt'taki sosyal demokrat ve sosyalist örgütlerin katıldığı, Almanya Sosyal Demokrat Partisi’nin de (SPD) destek verdiği “eylem birliği” platformunun kent merkezindeki protesto gösterisinde başta son olarak casusluk suçlamasıyla tutuklanan Tele1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ olmak üzere tutuklu tüm gazeteciler ile yerel yöneticilerin serbest bırakılmaları çağrısı yapıldı, Tele 1’e kayyım atanarak el konulması kınandı.
SPD’nin Hessen Milletvekili Turgut Yüksel ile Frankfurt ve çevresindeki çok sayıda demokratik kitle örgütünün üyelerinin de katıldığı protesto gösterisi CHP Frankfurt Birliği, Türkiye İşçi Partisi (TİP), Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DİDF), Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Hessen Eyalet Temsilciliği, Frankfurt Halkevi, Frankfurt Haziran Kültür Evi, Wiesloch Alevi Kültür Merkezi ve Frankfurt Sol Kültür Evi’nin (SOL) katıldığı “eylem birliği” tarafından düzenlendi.

Protestoya katılan SPD’nin Frankfurt İl Başkanı Kolja Müller, Almanya Başbakanı Merz’in kısa bir süre önceki Türkiye ziyaretinde basın ve ifade özgürlüğü konusunu gündeme getirmemesini “büyük bir skandal” olarak değerlendirdi. Müller, “Bizim Türkiye’deki ve diğer ülkelerdeki demokratlarla birlikte demokrasiyi savunmamız şart. Sizlerle birlikteyiz. Birlikte mücadele ediyoruz” dedi.
Eyleme katılan Tele 1 Avrupa Temsilcisi ve ATGB (Avrupa Türk Gazeteciler Birliği) Başkanı Recai Aksu da yaptığı konuşmada “İktidar kendi yalan imparatorluğunu sarsan her doğruyu hedef olarak görüyor. Gerçeği susturmak isteyenler tarihin karanlığında yok olup gittiler. Kelimeleri tutuklayamazsınız!” diye konuştu. Sol Parti ve Frankfurt Halkevi adına yapılan Türkçe ve Almanca açıklamalarda da baskılara karşı birlikte mücadele çağırısı yapıldı.
Protesto eyleminin arkasındaki “eylem birliği”nin ortak açıklamasında da Almanya’daki demokrasi, insan hakları ve basın kuruluşları Türkiye’deki demokrasi ve özgürlük mücadelesiyle dayanışmaya davet edildi. Ortak bildiri şöyle:
“TELE1’e kayyım atanması — Halkın sesine, basın özgürlüğüne ve demokrasiye yapılmış ağır bir saldırıdır!
Bizler, Frankfurt ve çevresinde faaliyet gösteren; Frankfurt Eylem Birliği olarak, Türkiye’de bağımsız ve özgür basının son kalelerinden biri olan TELE1 Televizyonu’na kayyım atanmasını en güçlü biçimde kabul etmiyor ve protesto ediyoruz.

Bu karar yalnızca bir medya kuruluşuna yönelik değildir; basın özgürlüğüne, gerçeğe, halkın haber alma hakkına, ifade özgürlüğüne ve demokratik değerlere açık bir saldırıdır. Bugün Türkiye’de Cumhurbaşkanı Erdoğan ve iktidarı, kendisini eleştiren her sesi susturmak için “terör”, “casusluk” ve “devlet düşmanlığı” gibi ağır suçlamaları sistematik biçimde siyasi birer silaha dönüştürmektedir.
Halkın iradesi iktidar tarafından yok sayılıyor. Seçilmişler kayyım ve tutuklamalarla devre dışı bırakılıyor. Bugüne kadar 11 DEM, 2 CHP’li belediyeye doğrudan kayyım atanmış; 3 CHP’li belediyede ise başkanlık meclis kararıyla gasp edilmiştir.
Muhalif gazeteciler, yazarlar, akademisyenler ve sanatçılar üzerinde yürütülen bu cadı avı, yalnızca TELE1’i değil, Türkiye’deki tüm bağımsız basın emekçilerini hedef almaktadır. TELE1’in kurucusu, deneyimli gazeteci Merdan Yanardağ ile Ekrem İmamoğlu’nun danışmanı Necati Özkan, hiçbir somut delil gösterilmeden “casusluk” suçlamasıyla tutuklanmıştır. Ayrıca, halkın geniş desteğini kazanmış ve seçimlerde Erdoğan’a karşı üç kez başarı elde etmiş olan Ekrem İmamoğlu’nun hedef alınması da aynı hukuksuz siyasetin devamıdır.
Bu gelişmeler, Türkiye’de yargının siyasallaştığını ve muhaliflere karşı bir intikam aracı olarak kullanıldığını açıkça göstermektedir. Bu tutuklamalar, somut delillere dayanmayan, eleştirel düşünceyi ve özgür gazeteciliği susturmayı amaçlayan siyasi operasyonlardır. Cezaevlerindeki bağımsız gazeteciler, halkın özgür ve tarafsız kaynaklardan haber alma hakkını engellemekte; bu durum, Türkiye’de basın özgürlüğünün sistematik biçimde yok edildiğinin bir kez daha kanıtıdır.
Bir gazeteciyi “casus” ilan etmek, gerçeği suç saymak ve halkı karanlıkta bırakma çabasıdır. Bu hukuksuzluk yalnızca bir ülkenin iç meselesi değildir; uluslararası hukuk ve insan hakları sözleşmeleri açısından da açık bir ihlaldir.
Merdan Yanardağ, Necati Özkan ve tüm tutuklu gazeteciler derhal serbest bırakılmalıdır!
Bizler, Almanya’da yaşayan demokrasi savunucuları olarak, bu baskı politikalarının Avrupa’da da sessizlikle geçiştirilmesini kabul etmiyoruz. Friedrich Merz Hükûmeti’nin Türkiye ziyareti, Erdoğan rejimini meşrulaştırmakta ve Almanya’nın ekonomik çıkarları uğruna demokrasi ve insan hakları mücadelelerini görmezden gelmektedir. Avrupa’nın ticari ve siyasi çıkarları uğruna diktatörlük eğilimlerine göz yumması; yalnızca Türkiye’de değil, tüm dünyada demokratik değerlerin erozyonuna yol açmaktadır.
Basını susturmak; halkın gözünü karartmak, kulaklarını tıkamak ve vicdanını susturmaktır. TELE1’e kayyım atanması, basın özgürlüğünü hedef alan sistematik baskı politikasının son halkasıdır. Bu saldırı, iktidarın eleştiriye tahammülsüzlüğünün bir göstergesi olmasının yanında, muhalif her kesimi susturma ve sistemi tamamen kendi istekleri doğrultusunda dizayn etme çabasının da bir parçasıdır. Bu politikalara sessiz kalan Alman Hükûmeti de bu suça ortak olmaktadır.

Ancak unutulmamalıdır ki: Gerçekleri hapse atamazsınız. Özgür basını kayyımla teslim alamazsınız. Halkın iradesini susturamazsınız. Er ya da geç, halklarımızın özgürlükçü, demokratik ve laik bir Cumhuriyet için verdiği mücadele kazanacaktır.
Biz, Frankfurt Eylem Birliği olarak; TELE1’in, Merdan Yanardağ’ın ve tüm bağımsız basın emekçilerinin yanında olduğumuzu kararlılıkla ilan ediyoruz. Bu hukuksuz karar derhal geri çekilmeli, basın özgürlüğü önündeki tüm engeller kaldırılmalı ve cezaevindeki tüm gazeteciler serbest bırakılmalıdır.
Almanya kamuoyunu, Friedrich Merz Hükümeti’nin bu antidemokratik uygulamalara karşı gerekli adımları atmaya; Türkiye’de insan hakları ve demokrasi mücadelesi yürütenlerin yanında tavır almaya çağırıyoruz. Almanya’daki demokratik çevreleri, insan hakları kurumlarını ve basın kuruluşlarını bu açık hak ihlali karşısında dayanışmaya davet ediyoruz. Çünkü susturulan bir basın, sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada demokrasiyi tehdit eder.”
Gürsel Köksal/Frankfurt


Yorumlar
…Yorumlar yükleniyor…