Son genel seçimlerde, yirmi iki yıllık iktidarının gidici olduğu kesinleşen AKP iktidarı ‘’Denize düşen yılana sarılır!’’ Deyimi haklı çıkarması yanında Erdoğan’ın: Beni bu göreve getiren kurucu irade ‘’Papaz elbisesi giy dese giyerim!’’ demişti!
Öfkesini yenemediği kişilere İsrail Dölü hakareti yapmışken, Siyonist bir örgütten ‘’Yahudiliğe en iyi hizmet edenlere verilen ödülü’' almayı kâr olarak görmüştü.
Türkiye’de bir Kürt sorunu olduğunu savunmak bir yana, Kürt sözüne bile celallenen Kürt sözcüğünü duyduğunda öfke krizine girenlerin bugün Öcalan sevgisi ile İmralı’yı Mekke’den daha kutsal sayma noktasına getirilmesini ağzımız açık izliyoruz!
Kürt sorununu mecliste çözmek isteyen Sosyal Demokratlar (SHP) geçmişte Ahmet Türk’ü ve sekiz Kürt kökenli siyasetçiyi aday göstererek Milletvekili seçtirmişti. (* 1)
Bugünlerde MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Öcalan tutkusu Türkiye’de kimlerin nereden nereye? Savruluşunun ibretlik dönüşlerini yaşıyor!
Bir zamanlar; Siyasal İslamcı AKP İktidarının Lideri Recep Tayyip Erdoğan’la, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin birbirlerine kırk bin insanın katili için idam urganları atarken Devlet Bahçeli’nin, yasaklı Alpaslan Türkeş’in yerine geçmesi düşünülen Muhsin Yazıcıoğlu’nun önünü kesmek için yaptıkları ilkelerinden feda, kendi geleceği için kâr idi.
İktisadi bilimler fakültesinde asistanken arabasını bir-kaç günlüğüne verdiği ülkücü gençler Adana’dan Çaycı Ali’nin gönderdiği silah ve mermiler polis aramasında yakalanmıştı.
Arabayı kullanan dört ülkücü genç tutuklanmalarına rağmen arabanın sahibi Bahçeli, ifadeye bile çağrılmamıştı.
Yine Adana’dan Çaycı Ali’nin kontrolünde güya Muhsin Yazıcıoğlu’na bir TIR dolusu silah ve mühimmat (aslında boş karton kutuları) ihbar sonucu İstanbul yakınlarında yakalanmıştı
Kapısı kilitlenmemiş odadan Çaycı Ali’nin kaçması sağlanarak yapılan takipte Çaycı Ali’nin MİT’e girmesiyle sadece Çaycı Ali değil Devlet Bahçeli’nin gizli görevi açık edilmişti! (**2)
Dün Bahçeli ve Erdoğan birbirine Öcalan için idam urganları atarken bugün siyaset tarihinde ender görülen bir kader ortaklığı dönemi yaşamaktadır!
Öcalan, daha öğrencilik yıllarında gösteriler nedeniyle diğer öğrencilerle gözaltına alındıktan
Sonra, diğer öğrenciler işkenceden geçirilirken, o karakolda serbest bırakılıyordu.
Mezuniyet sonrası Diyarbakır’a atanmışken yasa gereği beş yıl orada kalması gerekirken kısa sürede tekrar İstanbul’a atanması bazı şüpheleri olan Uğur Mumcu, Kürt Dosyası çalışmasını yayınlayacakken katledilmesi Abdullah Öcalan’ın derin devlet düzenindeki görevinin gizlenmesi olduğu ortaya çıkmaktaydı.
Güldal Mumcu’nun dönemin İçişleri Mehmet Ağar’dan gerçek faillerin açıklanmasını istediğinde: ‘’Tuğlayı çekersem duvar yıkılır!’’ Derken bir itirafta bulunuyordu.
Halk Dernekleri Federasyonu HDF, seksenli yıllarda bütün Avrupa genelindeki örgütleriyle yapılan hafta sonu seminerlerinde Kürt Sorununu ve çözüm yollarını ilk kez uzun çalışmalarla belgesel bir çalışma yaparak kamuoyuna açıklamıştı.
Bu görüş gerek siyasi partiler gerekse örgütler arasında yapılan en ciddi çalışmaların ilkiydi!
Sadece Kürt vatandaşların değil, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan diğer kökenden vatandaşların da sorunları da Üniter Türkiye Cumhuriyeti tarafından çözülmelidir.
Öcalan-Selahattin Demirtaş arasındaki fark, Öcalan içlerinde Kürt kökenli yurttaşın katili ve dışarıdan görevli bir bölücü iken, Demirtaş, partisinin etnik bir Kürt Partisi yerine bir ‘’Türkiye Partisi’’ olmasını istediği için tutsak edildi.
Kemal Kılıçdaroğlu Atatürk’ün partisi CHP’nin ilklerine ihanet etmiştir!
Aynı DEM eşbaşkanları gibi Dersim ve Şeyh Sait isyanlarının savunucusu olduğunu Ben Dersimli Kemal yanında, ‘’CHP 1930’ların CHP’si değildir!’’ Derken 1930larda gerçekleştirilen Devrimlere karşı olduğunu itiraf ediyordu.
İmamoğlu ve CHP yönetimini yolsuzluk ve rüşvet suçlamasıyla ihanetin doruğuna yerleşmişti!
Bahçeli’ye rica edip İmralı’ya giderek Öcalan’a saygısını, bağlılığını göstermelidir!
Özgür Özel ve İmamoğlu iyi ki varsınız!
YILDIZ AKALIN
(*1) Erdal İnönü, PKK terörü ile mücadele etmek ve Kürt Sorununu çözmek için, seçimlerde, Kürt kökenli politikacıları SHP listesine almıştı. Bu tutum partiye özellikle Batı'da çok oy kaybettirmiş, SHP, 1989 Belediye seçimlerindeki yerini koruyamayarak, DYP'nin arkasına düşmüştü. (Kenan Sönmez, İsmail Hakkı Önal, Ahmet Türk, Mehmet Ali Eren, Adnan Ekmen, Mahmut Alınak, Salih Sümer)
(**2) Yıllar sonra Alpaslan Türkeş’in Devlet Bahçeli’nin görevlendirilmiş AJAN olduğunu el yazısı ile MHP sorumlularına mektupla ihbar etmişti. Eski MHP Genel Sekreteri Yaşar OKUYAN bir TV programında Türkeş’in mektubunu göstermişti.

Yorumlar
…Yorumlar yükleniyor…