Türkiye’de bugün iki ayrı gündem var. Aynı coğrafyada, aynı takvim yaprağında yaşanıyor ama birbirine değmiyor. Biri ülke yoksullarının diğeri sermayenin gündemi.
Bir tarafta uyuşturucu ağları, kumar baronları, mafya düzenleri, çeteler ve yolsuzluk dosyaları var. Sokak aralarına kadar inmiş uyuşturucu, ekranlarda parlatılan Mehmet Akif Ersoy benzeri “prensler” suç figürleri, siyasi ve ekonomik ilişkilerle büyüyen karanlık yapılar… Hesap sorulmayan servetler, üzeri örtülen dosyalar, adaletin kapısında bekleyen ama içeri alınmayan gerçekler.
Diğer tarafta ise halkın gündemi duruyor:
Açlık.
Yoksulluk.
İşsizlik.
Haksızlık ve hukuksuzluk.
Bir annenin mutfağında eksilen tencere, bir öğrencinin yarım kalan eğitimi, bir emeklinin ay sonunu getiremeyen maaşı, bir işçinin alın terinin karşılığını alamaması… Halkın gündemi budur. Gösterişli salonlarda değil, pazar yerlerinde, kuyruklarda, boş tencerelerde yazılır bu gündem.
Haksızların gündemi gürültülüdür; halkın gündemi sessiz. Ama sessizlik, yoklukla karıştırılmamalıdır. Çünkü bu sessizlik, bastırılmış bir çığlıktır. İnsanlar konuşmuyor gibi görünür; oysa her gün biraz daha içlerine çekiliyorlar. Umutları azalıyor, öfkeleri birikiyor.
Hukuk, güçlüler için bir kalkan haline geldiğinde; adalet, yoksullar için uzak bir hayale dönüştüğünde, toplumun dengesi bozulur. Suç örgütleri cesaret bulurken, yurttaş korkuya mahkûm edilir. Yolsuzluk normalleşirken, dürüstlük cezalandırılır. İşte tam da bu yüzden halkın gündemi ile haksızların gündemi arasındaki uçurum her geçen gün büyüyor.
Bugün asıl soru şudur:
Devlet kimin gündemini görüyor?
Siyaset kimin sesini duyuyor?
Hukuk kimin kapısını çalıyor?
Eğer bir ülkede açlık konuşulmuyorsa ama servetler artıyorsa; eğer yoksulluk artarken yolsuzluklar, kumar ve rant büyüyorsa; eğer halkın talepleri duyulmazken suç düzeni rahatça nefes alıyorsa, orada adaletten söz edilemez.
Bugün kamuoyunda tartışılan isimler, operasyon haberleri, “iddialar” tesadüf değildir. Sadettin Saran gibi tanınmış figürler üzerinden yürüyen tartışmalar, ünlülere yönelik uyuşturucu operasyonları, spor, medya ve magazin dünyasına servis edilen dosyalar… Bunların hiçbiri masum bir bilgi akışı değildir. Düzenin kendi içlerindeki güç savaşının vitrin görüntüleridir.
Halkın gündemi ertelenemez. Açlık beklemez. Yoksulluk sabırla çözülmez. Hukuksuzluk görmezden gelinerek ortadan kalkmaz. Bugün susulan her haksızlık, yarın daha büyük bir çöküş olarak geri döner.
Türkiye’nin ihtiyacı yeni bir gündem değil; gerçek gündemin görülmesidir.
Ülke dinamizminin temel taşı halktır, halkın gündemi, bu ülkenin tek meşru gündemi olmalıdır.
Hadi hayırlısı…




Yorumlar
…Yorumlar yükleniyor…