Regaip Kandili, İslâm’da farz ya da vacip bir ibadet değildir. Bu hususta kimsenin tereddüdü olmamalıdır. Kandil geceleri dinin emrettiği zorunlu geceler değil; Müslüman toplumların tarih içinde saygı, muhabbet ve birlik arayışıyla ihdas ettiği zaman dilimleridir. Regaip Kandili de bu çerçevede, Peygamber Efendimiz’in anne ve babasının birlikteliğinin başladığı gün olarak hatırlanmış, Resûlullah’a duyulan hürmetin bir tezahürü olarak yaşatılmıştır.
Burada altını kalın çizgilerle çizmek gerekir:
Kandil gecelerinin kendisi ibadet; ama Müslümanların bir araya gelmeleri ve etkinliklerde bulunmaları başlı başına bir ibadettir.
Zira Allah Teâlâ, Kur’an’ın pek çok yerinde birlik ve beraberliği emreder: İbadet olduğu için emreder.
“Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılın; parçalanıp ayrılmayın.” (Âl-i İmrân, 3/103)
“İçinizden hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten sakındıran bir topluluk bulunsun.”
(Âl-i İmrân, 3/104)
Bu ayetler bize sadece bireysel ibadeti değil, cemaat bilincini, sohbeti, muhabbeti, birlikte olmayı emreder. Bunlar ibadettir. Hem de ibadetin aslıdır. Bunlar olmayınca o bildik ibadetlerimizin bir anlamı olmaz. Peki soralım, eğer bu kandil gecelerine karşı tavır alırsak:
Birbirinden kopmuş, selamı unutmuş, aynı mahallede yıllarca yaşayıp birbirinin derdini bilmeyen insanların olduğu bir ortamda, insanları hangi vesileyle bir araya getireceğiz?
Regaip Kandili ve benzeri geceler, tam da bu ihtiyaca cevap veren toplumsal imkânlar değil midir?
Cami: Soğuk Bir Mekân Değil, Canlı Bir Hayat Alanı
Bugün camilerimiz ne yazık ki büyük ölçüde fonksiyon kaybına uğramıştır. Oysa “cami” kelimesinin kendisi bile bize hakikati fısıldar: Cami, toplanılan yer demektir. Toplanıp da sadece namaz kılınan yer değil.
Resûlullah’ın (s.a.v.) mescidi yalnızca namaz kılınan bir yer değildi. Orada:
• İlim öğretilirdi
• İstişare yapılırdı
• Yoksullar gözetilirdi
• Elçiler kabul edilirdi
• Spor yapılırdı
• Çocuklar oynardı
• Kadınlar, gençler, yaşlılar hayatın içindeydi o zaman.
Nitekim Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurur:
“Kolaylaştırın, zorlaştırmayın; müjdeleyin, nefret ettirmeyin.” (Buhârî, İlim, 11; Müslim, Cihad, 6)
Bugün biz ne yapıyoruz?
Gençleri, çocukları, hatta yetişkinleri camiden soğutuyoruz. Camilerimiz cazibe merkezi olmaktan çıkmıştır. Meşhur hikayedir; hoca gençleri camiye sokabilmek için ayakkabıyla girebileceklerini söyler, o hoca gidince yeni gelen hoca “ayakkabıyla camiye girilmez” der. Usulüne uygun olarak camiye giren gencin ayakkabısını çıkartmak varken “ayakkabı ile camiye girilmez” küstahlığı niye seçilir.
Ayakkabıyla girildi diye azarlanan bir genç, belki bir daha o kapıdan içeri girmeyecektir.
Oysa mesele ayakkabı değildir; mesele gencin kalbini içeri alabilmektir.
Kandil Geceleri: Çocuklar İçin Bir Şenlik Olmalı
Kandil geceleri camiler gerçekten şenlenmelidir.
Ama bu şenlik sadece mevlid okuyup şerbet dağıtmaktan ibaret olmamalıdır.
• Cami bahçelerine çocuk çadırları kurulabilir
• Karagöz ile Hacivat, Nasreddin Hoca gibi geleneksel figürler çocuklarla buluşturulabilir
• Kur’an kıssaları, çocukların anlayacağı dille sahnelenebilir
• Oyunlar, ikramlar, sohbetler düzenlenebilir
Çocuk camiyi neşe ile tanımalıdır.
Çünkü soğuk bir dine kimse ilgi duymaz.
Nitekim Allah Resûlü (s.a.v.) torunları Hasan ve Hüseyin’i omuzlarında taşımış, namazda sırtına çıktıklarında secdeyi uzatmıştır. Bu bir pedagojidir, bir merhamet öğretisidir.
“İslam’da Yok” Diyerek Ne İnşa Edeceksiniz?
Evet, kandil geceleri Kur’an’da yoktur.
Ama cemaat, muhabbet, bir araya gelme, sofra kurma, gönül alma vardır. Hatta farzdır.
Kandil gecelerine “bidat” deyip her şeyi reddedenlere sormak gerekir:
Onun yerine ne koyuyorsunuz? Neyi koyacaksınız?
İnsanları camiye, sohbete, muhabbete hangi imkânla çağırıyorsunuz? Çağıracaksınız?
Bir değeri yıkmak kolaydır;
Ama yerine ikame edilecek bir değer üretmek zordur.
Ecdadımız zor olanı başarmış;
İnsanları camilere getirmiş, gönüllerini orada tutabilmiştir. Müslümanlar asılardan beri bu ecdadın geleneğini-n sünnetini devam ettirebilmiştir.
Bizden istenen yeni şeyler icat etmek değil;
Elimizde olan bu imkânları doğru, sıcak ve kuşatıcı şekilde kullanmaktır. Değerlendirmektir. Ecdadımızın mirasına sahip çıkabilmektir. Reddi miras değildir.
Son Söz
Camiyi sadece namaza hapsetmek ne kadar yanlışsa,
Kandil gecelerine toptan karşı çıkmak da o kadar yanlıştır.
Yanlış varsa ıslah edilir, yok sayılmaz.
İnsanlar camiye geliyorsa, bu bir nimettir. Büyük bir nimettir.
Bizim görevimiz kendiliğinden camiye gelen o insanların ruhunu beslemek,
Onları daha bilinçli, daha umutlu, daha kardeşçe evlerine gönderebilmektir.
Lütfen…
Camileri ıssızlaştırmayın. Issızlaştırmayalım.
Birlik vesilelerini yok etmeyin. Etmeyelim. Yapabiliyorsanız çoğaltın. Çoğaltalım
Resmi, çatık kaşlı, her şeye rezerv koyan bir dine kimse itibar etmez. Etmiyor zaten.
Çünkü bugün Müslümanların en çok ihtiyaç duyduğu şey,
daha fazla tartışma değil, daha fazla kavga değil, daha fazla ötekileştirme değil;
daha fazla muhabbet, daha fazla birliktir, beraberliktir, tebessümdür.
REGAİP KANDİLİ: DİNİ BİR VECİBE DEĞİL, VICDANÎ BİR DAVET
Regaip Kandili, İslâm’da farz ya da vacip bir ibadet değildir. Bu hususta kimsenin tereddüdü olmamalıdır. Kandil geceleri dinin emrettiği zorunlu geceler değil; Müslüman toplumların tarih içinde saygı
4 ay önce3 dk okuma0 görüntülenme

Yorumlar
…Yorumlar yükleniyor…