İşçilerin, kadınların, gençlerin; emek mücadelesinde enternasyonal dayanışma zamanı

Küresel sermaye ahlaki, siyasi ve insani sınır tanımıyor.

Parası bir ülkede kazanılıyor, vergisi başka bir ülkede gizleniyor, emeği ise en yoksul coğrafyalarda sömürülüyor. Sermaye için dünya tek bir pazar; halklar için ise bölünmüş, eşitsiz ve adaletsiz bir harita.

Bu düzende kaybedenler hep aynı:

İşçiler, emekçiler, yoksul halklar, gençler ve doğa.

Küresel sermayenin kendine güvenli alanları yaratırken hak ve özgürlükleri yok ediyor.

Küresel sermaye kendine “güvenli alanlar” yaratırken:

  • Sendikasızlaştırılmış iş gücü,
  • Esnek ve güvencesiz çalışma,
  • Baskıcı yönetimler, yasalar,
  • Din, mezhep, ulus, milliyet ayrışmalarıyla kurgulanmış  sefil yaşamlar…

Bir ülkede grev yasaklanıyorsa, çevre talanı kolaylaşıyorsa, kadınlara eşit işe eşit ücret ödenmiyorsa, eşit gelir dağılımı yoksa, özgürlükler ve yasalar herkes için eşit değilse, gençler gelecekten umutsuzsa; bilin ki küresel sermaye orada kendini güvende hissediyordur.

Çünkü sermaye için ideal düzen, emek çevrelerinin sessizliği,, kutuplaşmış, ayrışmış, düşmanlaşan toplumdur.

Büyüme söylemleri kimin için?

Sermaye sürekli “büyüme” anlatılıyor.

Ama bu büyüme:

  • İşçinin cebine girmiyor,
  • Gencin geleceğini güvence altına almıyor,
  • Kadını korumuyor
  • Doğayı korumuyor.
  • İnsanı korumuyor
  • İnsanca yaşam sağlamıyor

Tersine; büyüme arttıkça emek daha ucuz, gençlik umutsuz, kadın, savunmasız doğa yalınız…

Bu tablo, küresel sermayenin ekonomik ve siyasi başarısızlığı değil; bilinçli bir tercihidir.

Kadın ve gençlik:

Bugün kadınlar ve gençler yalnızca bir ülkede değil, dünyanın dört bir yanında benzer sorunlarla boğuşuyor:

  • Güvencesiz işler,
  • Düşük ücretler,
  • Borçlandırılmış eğitim,
  • İklim krizinin yıkıcı sonuçları.

Bu nedenle kadınlar ve gençler küresel mücadele geliştirmelidirler.

Yaşanıla bilinir bir gelecek için; doğayı doğallığıyla koruyarak, iş ekmek özgürlük mücadelesini küresel boyuta taşınmalılar.

Sermayenin ilk gözden çıkardığı alan doğa ve ekolojik yaşamdır.

Küresel sermaye için doğa, korunacak ekolojik bir değer değil; sermayeye dönüştürülebilir bir kaynaktır.

Madenler, ormanlar, sular; özellikle yoksul ülkelerde daha kolay talan edilir.

Çevre felaketleri yereldir, ama sorumluları küreseldir.

Bu yüzden çevre mücadelesi, yalnızca yerel bir çevrecilik değil; anti-kapitalist ve emek dostu küresel bir mücadele olmak zorundadır.

Sendikalar neden hedefte?

Çünkü sendikalar:

  • Emeği örgütler,
  • Gelir adaletini savunur,
  • Halkların kardeşliğini savunur,
  • Doğayı ve kamusal alanı korur,
  • İşçilere kolektif mücadele bilinci taşır.

Bu yüzden küresel sermaye, her yerde önce sendikaları zayıflatır, sendikasızlaşma mücadelesi verirler.

Çözüm: Enternasyonal dayanışma

Bu düzenle tek tek ülkelerde mücadele edilemez.

Sermaye küreselse, direniş de enternasyonal olmak zorundadır.

  • Dünya tüm ezilen halkları birleşmeli.
  • İşçi hareketleri kendi alanlarında koordinasyon oluşturmalı.
  • Çevre, doğa, iklim örgütleri emekle buluşmalı
  • Sendikalar yalnız ücret için değil,  çevre ve doğa için de  mücadele etmeli
  • Halkların ortak sorunlarının  çözümü için birlikte mücadele ederek, sermayenin ittifaklarını boşa çıkarmalı

Sonuç olarak

Bu dünya ya sermaye için güvenli olacak,

ya da halklar için insanca yaşanılabilinir.

İkisi birden mümkün değil.

Emek, kadın, gençlerin mücadelesi doğayı ve ekolojik yaşamı içine alan aynı mücadelenin parçalarıdır.

Bu mücadelenin gücü ancak eşitlik, özgürlük ve enternasyonal dayanışma ile kazanılır.

Başka bir dünya mümkün.

O dünya, örgütlü halkların eseri olacaktır.

Hadi hayırlısı…