Yoksulluk kötüdür. Açlıktır, işsizliktir, borçtur. Sabah kalkıp “bugün neyi ödemeyeceğim” diye düşünmektir. Çocuğun okul masrafını, mutfağın yangınını hesaplamaktır. Yoksulluk insanı ezer, yorar, yaşlandırır. Ama bir ülkenin yaşayabileceği en büyük felaket bu değildir. Asıl felaket, cahil ve hainler tarafından yönetilmektir. Bunun ne demek olduğunu yaşayan bilir. Yaşamayan sadece ahkâm keser.

Yoksulluk aşılır. Akıl varsa aşılır, bilim varsa aşılır, adalet varsa aşılır. Tarih bunun örnekleriyle doludur. Yerle bir olmuş ülkeler ayağa kalkmıştır. Ama cehaletle yönetilen bir ülkede yoksulluk kader diye pazarlanır. “Sabredin” derler, “şükredin” derler. Çünkü cehalet, halkı yönetmenin en ucuz yoludur. Karnı aç olan sorgulamaz. Aç insan, itiraz edemez.

Cahil yönetici bilmez. Daha kötüsü, bilmediğini de bilmez. Bilgiye düşmandır, uzmanı sevmez, eleştiriden korkar. Kitapla arası yoktur ama her konuda konuşur. Bilimi küçümser, aklı hafife alır. Yetkiyi ele geçirdiğinde devleti oyuncak sanır. Liyakati değil sadakati seçer. Ehliyeti değil biatı sever. Sonra da ülke neden savruluyor diye sorar. Sanki bilmiyormuş gibi.

Bir de bunun hain olanı vardır. İşte asıl yıkım orada başlar. Hain yönetici bilerek yapar. Yanlışı görür ama düzeltmez. Çünkü çıkarı oradadır. Koltuğu, serveti, çevresi her şeyden önce gelir. Dün bağırdığını bugün satar. Dün düşman dediğine bugün dost olur. Toprağı verir, limanı verir, fabrikayı kapatır. Sonra çıkar kürsüye, nutuk atar. Yalanın sesi gür çıkar çünkü arkasında medya vardır, korku vardır.

Cahil ve hain yönetimler halktan korkar. Düşünen insandan, sorgulayan gençten, konuşan gazeteciden rahatsız olurlar. Çünkü bilirler ki bilgi tehlikelidir. O yüzden önce eğitimi bozarlar. Sonra hukuku. Sonra adaleti. Ardından “neden bu ülke ilerlemiyor” diye şaşırırlar. Asıl numara da budur.

Bu ülkede yoksulluk tesadüf değildir. Ne kaderdir ne de alın yazısı. Bu halk çalışkandır. Bu toprak üretkendir. Ama emek değersizleştirilmişse, alın teri yok sayılıyorsa, gençler bavul toplayıp gitmek istiyorsa bunun adı yoksulluk değil, yağmadır. Sistemli bir yağma.

Yoksulluk insanın cebini boşaltır. Cahil ve hain yönetimler insanın ruhunu boşaltır. Umudu alır, geleceği karartır. Aç kalırsın ama direnirsin. Fakir olursun ama onurunu korursun. Asıl çöküş, bir ülkenin onurunu kaybetmesidir. Başını dik tutamamasıdır. Kendi halkına sert, dışarıya yumuşak olmasındır.

Bir ülke fakir olabilir ama akıllıysa ayağa kalkar. Bir ülke zengin olabilir ama ahlaksızsa çöker. Tarih bunu defalarca göstermiştir. Mesele para değil; mesele akıl, vicdan ve liyakattir. Yoksullukla mücadele edilir. Ama cehalet ve ihanetle yönetilen bir ülkede, mücadele bile suç sayılır. İşte en büyük acı da budur.