İSTANBUL (AA) - İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi'nde Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği işbirliğiyle düzenlenen "Türkiye'de Yabancı Dille Öğretim: Tespit, Değerlendirme ve Öneriler" başlıklı panelde, dil ve kimlik tartışmaları, kültürel yozlaşma ve dil politikaları konuları ele alındı.

Üniversitenin Küçükçekmece'deki yerleşkesinde gerçekleştirilen panelin açılışında konuşan Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Ömer Faruk Yelkenci, tarihsel olarak bakıldığında Türkiye'de farklı dönemlerde farklı yabancı dillerin etkin olduğunu söyledi.

Yelkenci, bunlardan ilkinin 19. yüzyılda Fransızca, 1948'den sonra özellikle Marshall yardımlarıyla beraber İngilizce, yakın bir zamanda Almanca olduğunu belirterek, "Güncel literatür, dil gelişiminin yalnızca bir iletişim becerisi olmadığını, insanın kimlik oluşumu, kültürel aidiyeti ve düşünme biçimiyle doğrudan ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır. Bu çerçevede anadilde yetkinlik, akademik gelişimin yanı sıra kültürel sürekliliğin ve toplumsal bağın da temel belirleyicileri arasında yer almaktadır. Türkiye'de yabancı dil eğitimi ve yabancı dilde eğitim kültürel, siyasi ve ekonomik etkileşimlerin bir yansıması olarak tarihsel süreç içinde değişime uğramıştır." ifadelerini kullandı.

Yabancı dilde eğitimle yabancı dil eğitiminin birbirinden ayrılması gerektiğini dile getiren Yelkenci, yaşanan değişimlerle beraber yabancı dil eğitiminin, yalnızca pedagojik değil aynı zamanda politik duruma işaret ettiğini vurguladı.

Yelkenci, bu doğrultuda Osmanlı'dan Cumhuriyet'e uzanan süreçte yabancı dil eğitimine yönelik uygulamalar, tercih edilen diller, öğretim yaklaşımları ve kurumsal düzenlemelerin önemli değişiklikler gösterdiğini anlattı.

Eğitimde Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'ne geçilmesinin tarihi bir gelişme olduğuna işaret eden Yelkenci, şöyle devam etti:

"Çünkü bunu yapmadığınız takdirde dille ilgili bocalamalarınız hem anadilimizi, çocuğumuzun tabiri caizse hücrelerine kadar sindirmesinin önündeki engeller devam edecek hem de yabancı dil öğrenimini yapamamaya, başaramamaya devam edecekti. Çünkü bu alanlar başka tuzak alanları da içeriyor. Tabii bu tuzaklardan korunabilmek amacıyla Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nde de yabancı dil öğretimini en iyi şekilde yapmamız gerektiğini biliyorduk. Yabancı dilde eğitim ile yabancı dil öğretiminin ayrı ayrı yapılandırılmaması durumunda sorun devam edecekti. Dolayısıyla Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'mizle biz bu ayrımı net bir şekilde yaptık ve sistematik bir şekilde tanımladık. Dil eğitiminde genel anlamda kurslar, özel okullar da dahil olmak üzere birkaç tuzak alanı vardı. Bunlara düşülmemesi gerektiğini ekibimizle beraberce fikir birliğiyle konuştuk."

- "Bu yapı milli kimlik ve kültürel sürekliliğin korunmasını sağlamakta"

Dil eğitiminde seviyenin detaylandırıldığını ve çoklu yabancı dil programlarının oluşturulduğunu aktaran Yelkenci, şunları kaydetti:

"Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile Türkiye'de yabancı dilde eğitim kalitesinin yükseltilmesi projesi kapsamında 4 temel dil becerisine dayalı ölçme ve değerlendirme yaklaşımıyla yabancı dil öğretimini daha nitelikli hale getirmeye çalıştık. Eğitim dili politikası, yabancı dil öğretimini destekleyen ancak öğretim dilinin Türkçe olarak korunmasını esas alan bir yapı üzerine kuruldu. Bu yapı hem milli kimlik ve kültürel sürekliliğin korunmasını hem de öğrencilerin uluslararası düzeyde rekabet edebilecek dil becerileriyle donanmasına imkan sağlamakta."

Programda İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Küçük ile Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Başkanı Ekrem Erdem de birer konuşma yaptı.

Konuşmaların ardından panel kapsamında düzenlenen "Dil ve Kimlik Tartışmaları" oturumunda, yabancı dille eğitim konusu ele alındı. Panelin ikinci oturumunda ise "Kültürel Yozlaşma ve Dil Politikaları" başlıklı konu akademisyenlerce değerlendirildi.