KKTC kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve Türk futbolunun efsane ismi Lefter Küçükandonyadis... Bu iki insan hayatları boyunca bir tek şeye inandılar, bir tek şey için çalıştılar, didindiler. Onları bir araya getiren faktör, aslında bugün milyonlarca Türk'e örnek olabilecek bir olgun. Ayrıca; Anadolu toprakları üzerinde yaşayan ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı oldukları halde bu gerçekleri reddeden, görmek istemeyenlere öncelikle örnek olabilecek bir faktör. Türk olmak, kendini Türk hissetmek..! Türk olmayı asla ve asla kan bağına bağlamayan, yani kafatasçı bir zihniyete asla prim vermeyen bir Türk olmak hissi..! Bu iki insanın kendilerini Türk hissetmelerinin tarihini küçük hikâyelerle anlamaya ve anlatmaya çalışalım.
Önce Lefter Küçükandonyadis.. Önce o, çünkü onun tarih sahnesine çıkıp Türkün, Türkiye'nin çıkarları için mücadelesi Rauf Denktaş'tan önce başlar...
Fenerbahçe'nin genç ve kabiliyetli futbolcusu Lefter milli takıma seçilir... Kadere bakın ki, ilk milli maçı Atina'da ve Yunanistan'a karşı... Milli takım Atina'ya ayak bastığı andan itibaren Yunan basınının tüm projektörleri Lefter'in üzerine çevrilir... Her yakaladıkları yerde şu soruları sorarlar...
"Kendini ne gibi hissediyorsun..? Türk gibi mi, yoksa Rum gibi mi..?" ( Babası Rum annesi Türk'tür ) Lefter'de, her seferinde çok net ve asla yanlış anlamalara neden olmayacak bir açıklıkla cevap verir... "Ben Türkiye'de doğdum ve büyüdüm... Buraya da Türk Milli takımının formasını şerefle taşımaya geldim..!" Bir süre sonra istedikleri cevabı asla alamayacaklarını anlayan Yunan gazeteciler soruyu değiştirirler.
" Bu maç sizce nasıl, hangi sonuçla biter..? " Leter'in cevabı yine hep aynıdır.." Üç bir bizim galibiyetimizle biter ve golleri de Ahmet, Mehmet ve bir de ben atarız, centilmenliğe uysun diye de bir gol yeriz..! " Bu cevaplar, Yunan kamuoyunda adeta şok etkisi yapar... Nasıl olur da babası İstanbullu bir Rum olan insan kendisini Türk hisseder..? Tabii; basının abartılı bir biçimde ve çeşitli olumsuz yorumlarla verdikleri bu haberler Yunanlıları da çok sinirlendirir... Maç başlamadan önce okunan milli marşlar sırasında Türk İstiklal Maşı büyük bir ıslak tufanı altında söylenir... Aynı Berlin'de oynanan Almanya-Türkiye milli maçında, densiz ve milli onurdan yoksun Türk seyircilerin yaptığı gibi... Çünkü; milli varlığına ve milli simgelerine saygı bekleyen halklar, öncelikle başkalarının milli onurlarına saygı göstermelidirler. Derken maç başlar. Tüm Yunanlı oyuncular Lefter'i kollamaktadırlar. Tekme üzerine tekme ve Lefter'e atılan her tekme, tribünlerden büyük alkış almaktadır. Bütün bunlara rağmen Lefter bir gol atar ve maç gerçekten onun önceden söylediği gibi üç bir biter.. Gölleri de, onun önceden söylediği kişiler atarlar..

Yorumlar
…Yorumlar yükleniyor…