Hatırlanacaktır, Arap dünyasının diktatörleri için yazdığımız yazıda, benzer bir başlık kullanmış ve " Saddam Kalmadı, Kaddafi Verelim..! " demiştik. Şimdi isteseler Kaddafi de veremeyiz, çünkü öldü. Gelelim bizim başlığa..! Şu anda Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev başındaki generallerin sayısı ile Silivri ve Hasdal'dakilerin sayısı nerede ise eşit.. Bunun adını koymakta zorlandığımız için işi matrağa vurduk. Bu komik durum karşısında hala bazı yazarlarımız..! Düşünürlerimiz..! Kanaat önderlerimiz..! " 12 Mart'ında, 12 Eylül'ünde, 28 Şubat'ında hesabı sorulacak..! " diyebilecek kadar vicdan muhasebesinden yoksun olabiliyorlar. Âmâ; bu arkadaşlar, o dönemlerde kendilerinin neler yaptıklarını söylemiyorlar. Mutlaka bu olaylara neden olan taraflardan birine aittiler de, onun için böyle konuşuyorlar. İster sağ olsun ister sol. Ülkeyi kaosa sürüklemeye kimin hakkı olabilir..? Dikkat edin..! Yukarıda anılan tarihlerde ülke bölünmelere gidiyordu ve bunu birçoğumuz gibi askerlerde görüyordu. Yok, efendim Sağ-Sol..! Olmadı Dinci-Laik..! Olmadı Sünni-Alevi..! Tutmadı o halde Türk-Kürt..! Tabii bir de hastalıklı ve saplantılı beyinler..! var..
Adam yolda yürürken üst kattaki balkondan kafasına bir saksı düşse, kafasından akan kanları durdurmaya çalışırken bir yandan da avaz, avaz bağırır.." Kahrolsun Amerika ve emperyalizm..! " Emperyalizm denen, ülkeleri, insanları ezen, sömüren her türlü düzene itiraz etmek, karşı çıkmak bir insanlık görevidir ve hele bu yüzyılda. Siz hiç bir aydının..! çıkıp aynı tonda ve aynı sıklıkta " Kahrolsun Sovyet emperyalizmi..! " dediğini duydunuz mu..? Siz hiç, Sovyet emperyalizminin pençesinden kurtulmuş bir ülkenin aydını ile konuşup, o ülkenin ve halkının çektiklerini dinlediniz mi..? Ya da bugün bir aydının çıkıp " Kahrolsun Rus emperyalizmi..! " dediğini duyabilir misiniz..? Bu gün hala, dünyanın en zengin elmas yataklarından birisinin bulunduğu, Rusya'daki Yakutlar bölgesinde, yerli halkın neler çektiklerini, yol, su ve kanalizasyon gibi altyapıdan yoksun köylerinde, çağ dışı koşullarda yaşamlarını sürdürmeye çabalarken, kendi köylerinden birkaç kilometre ötede ve kendi ülkelerindeki yeraltı zenginliklerini yeryüzüne çıkartmak için Moskova'dan, Rusya'nın diğer batı kentlerinden getirilen işçilerin kaldıkları lüks lojmanlardan haberi olan var mı..?
Onun için, bu klişe, basmakalıp ve geçtiğimiz yüzyıldan kalma değimlere takılmadan, aklımızla hareket edip, kendi kendimize verdiğimiz " Kıymeti Kendinden Menkul..! " AYDIN sıfatına yakışır bir şekilde düşünmeye çalışalım. Çünkü; başımıza ne geliyorsa hep bundan geliyor. Hep klişeleşmiş kavramlarla anlaşmaya çalışıyoruz ama o klişenin içini bilmiyoruz ve tabii o zaman da anlaşamıyoruz, ayrılıyoruz ve en kötüsü, kamplaşıyoruz..
Bugün; batı ile bilek güreşi yapma uğruna binlerce insanın ölümüne, milyon kişinin göç etmesine denen olan Rusya'nın yaptığı kaprisin hesabını soran, kınayan tek bir Türk aydınına rastlıyor musunuz..?