Bugünkü (10 Şubat 2013) Türk basınında bir haber gözüme çarptı.
Çarpıcı olduğu için bu haftaki yazımın konusu olsun dedim.
Haberde Türkiye'den Almanya'ya giderek artan miktarda para havalesi yapıldığı ve Almanya'da yaşayan Türklerin maddi bakımdan Türkiye'den gelen paraya ihtiyaç duydukları belirtiliyordu.
Ülkeler arasında para transferini yapan uluslararası bir şirket bu durumu ayrıntılarıyla açıklamış.
Bu şirketin para transferlerinin % 30'unu Türkiye'den havale edilen miktarlar oluşturuyormuş.
Büyük olasılıkla şirketin izleyemediği önemli miktarlar da banka ATM'lerinden çekilmektedir diye düşünüyorum.
Bu paralar muhtemelen Türk sosyal güvenlik sisteminden alınan yaşlılık aylıkları ve Türkiye'deki gayrımenkullerin kiraları.
Bu arada Türkiye'ye gönderilen işçi dövizleri de yanılmıyorsam son yıllarda Türk ekonomisi için önemsiz sayılacak düzeylere inmiş bulunuyor.
En son bildiğim 700 milyon dolar seviyesindeydi galiba.
İhracatımızın kuru üzüm, fındık ve incirden ibaret kalemlerinin ülkeye kazandırdığı toplam ihracat gelirinin 1,5 2 milyar dolar düzeylerinde olduğu yıllarda 1,5 milyar tutarındaki işçi dövizlerinin önemini varın siz düşünün.
Bugün yüksek ithalat ve cari açık sorunumuza, mütemadiyen kırılganlık yaratan sıcak para girdilerine, enerji için ödenen büyük meblağlara ve diğer kronik sorunlarına karşın Türkiye yılda 150 milyar doları aşan bir ihracat gerçekleştiriyor.
Turizm, yurtdışı müteahitlik ve navlun gelirleri de artmış durumda.
Dolayısıyla bundan otuz yıl önce olduğu gibi işçi dövizlerine olan bağımlılık ortadan kalktı artık.
Bunları söylerken 1961'den başlayarak Türkiye'ye resmi ve gayrıresmi yollardan gönderilen işçi dövizlerimiz olmasa ne yapardık diye sormayı da ihmal etmemeliyiz.
Yurtdışında çalışan Türk işçileri hiç kuşkusuz Türk ekonomisine kazandırdıkları tahminen 100 milyar doları göndermeselerdi ülkemiz bu paradan yoksun kalacaktı.
Bunu teslim etmemek herhalde vefasızlık olurdu.
Biliyoruz ki, Türk işçilerinin ilk kez bundan elli küsur yıl önce Avrupa'ya çalışmaya gitmelerinin başlıca nedeni döviz kazanmak, kendileri ve aileleri için daha uygun yaşam standartlarına kavuşmaktı.
Türk hükümetleri için de ödemeler dengesindeki açıkların yurda gönderilen işçi dövizleriyle kapatılması önemliydi.
Bu dövizlerin aynı zamanda yatırıma dönmesi de isteniyordu.
Fakat yatırım amacına arzulanan şekilde ulaşmak mümkün olmadı.
1960 ve 1970'lerdeki başarısız "işçi şirketleri "deneyimi hala hatırlanmakta.
İşçi göndermedeki amaç sadece bunlardan ibaret değildi.
Devlet Planlama Teşkilatı (bugünkü Kalkınma Bakanlığı) uzmanları Türkiye'den giden işçilerimizin çalıştıkları ülkelerde edinecekleri mesleki beceri ve deneyimlerle yurda döndükten sonra ülkemizin kalkınmasına katkıda bulunacaklarını düşünmüşlerdi.
Türkiye'nin ve işçilerimizin çalıştığı ülkelerin hükümetlerinin geri dönüş konusundaki tahminleri de tutmadı.
Türkler aslında kısa süre kalmak için gittikleri ülkelere yerleştiler.
Günümüzde o ülkelerde sayısı artmakta olan nitelikli Türk gencinin Avrupa ülkelerinden çeşitli nedenlerle Türkiye'ye gelip çalışma ve yerleşme arzusunda olduğunu görüyoruz.
Bu gençlerin Türkiye'yi tercih etmelerinde bazı iç ve dış etkenler rol oynuyor.
Bir yandan yaşadıkları ülkelerde "dışlanmışlık" duygusu artarken Türkiye'nin de çekiciliğinde öenmli bir artış kaydedilmekte.
Bir tür göçten çok "mesleki mobilite" olarak nitelendirilebilecek bu hareketlilik günümüzde akademisyenlerin de ilgisini çekmekte.
Henüz akademik ilgiyi uyandırmamış olan, Türkiye'den yurtdışına para gönderilmesi olgusunun da yakında daha çok irdelenen bir konu olmaya aday haline geldiğini düşünüyorum.
Aynı zamanda da "nereden nereye geldik" demekten kendimi alamıyorum...
Dr. O. Can Ünver
NEREDEN NEREYE!
Ha-ber.com13 yıl önce2 dk okuma0 görüntülenme

Yorumlar
…Yorumlar yükleniyor…