CAMİSİZ VE EZANSIZ MİNARE


Çek Cumhuriyet sınırlarında olan ve bugünkü adıyla Lednice’deki minarenin camisi olmadığı gibi bu minarede hiç ezan okunmadı. Bu minarenin yapılışını araştırınca ilginç bir protesto öyküsü ortaya çıktı. 
CAMİSİZ VE EZANSIZ MİNARE

Alois I.  von Liechtenstein’ın  1800’lü yıllarda bugün Çek Cumhuriyet sınırlarında olan ve bugünkü adıyla Lednice’de (Eisgrub-Feldsberg) büyük bir kilise yapmak için yaptığı başvuru, o zaman Viyana’da merkez yönetimce red edilmiş. 


Buna çok bozulan Alois I, hükumete protestosunu ilginç bir şekilde bildirmek istemiş. Mimar Josef Hardmuth’tan kilise yapımı için inşaat izni alamadığı alana bu kez bir cami yapılmasını istemiş. Yıllarca Türk kuşatması altında kalmanın travmasını atlatamayan Viyana’nın en büyük korkusu hala Türkler ve dolayısıyla İslam’mış. 

CAMİSİZ VE EZANSIZ MİNARE


Mühendis Hartmuth Thaya deresinin yatağını değiştirerek ve bataklık araziyi o zamanın tekniğiyle bir devrim olan metotla ıslah ederek ve 1797’den 1804’e kadar dört yıl uğraşarak cami yerine sadece 60 metre yüksekliğinde bir minare yapabilmiş. Lednice sarayının bahçesindeki bu İslam ülkelerindekilerden farklı olmayan bu minare, uzun yıllar İslam ülkesi olmayan bir ülkedeki en yüksek ve en kuzeydeki minare unvanını korumuş. 

CAMİSİZ VE EZANSIZ MİNARE

Hiçbir zaman Müslümanlarca kullanılmayan, hiçbir zaman şerefesine çıkılıp ta ezan okunmayan 302 basamaklı merdiveni olan bu minare protesto amacına da ulaşmış. Açık havalarda minare Viyana’daki, Türklerin kuşatma sonrası bıraktıkları topları eriterek yaptıkları çanlarıyla ünlü, Stephandom’a çıkıldığında rahatlıkla görülebiliyormuş. İçindeki odalarda ve duvarlarında Arapça yazılar bulunan bu minarenin,  bugün ziyarete kapalı olan ilk katındaki sekiz salonda Lichtenstein’nın doğudan getirttiği eşyalar bulunuyormuş.

CAMİSİZ VE EZANSIZ MİNARE

Bugün Lecnice Sarayı’nın dev bahçesindeki yerli halkın “Türk kulesi” dediği bu minareye protestonun sembolü olarak kimse yıkmaya kalkmamış ve günümüze kadar gelmiş. 

Ahmet İNCEL