Nasıl Müslüman ve nasıl dindardırlar ki İslam’ın kurallarından bile bihaberler? Bilmemeleri de mümkün değil ama muhtemelen kadını diğer pek çok konuda olduğu gibi, İslam’ın bu kuralında bile umursamıyorlar veya işlerine gelmiyor ya da İslam’ın kadına verdiği önemi kabullenemeyip kadını dışlamaya, yoksamaya, haklarını ellerinden almaya çalışıyorlar.

Yasalarımıza göre, boşanma durumunda kadına verilecek olan tazminat ve sonrasındaki nafakanın İslam hukukundaki karşılığı olan Mehir, erkeğin evlenirken kadına verdiği veya vermeyi taahhüt ettiği para, altın veya değerli bir mal. Mehir, kadının mal varlığına dâhil olur ve üzerinde dilediği tasarrufta bulunabilir...

Günümüzde resmi nikâh yanı sıra dini nikâh da kıydıranlardan erkek olan, dini nikâh kıyılırken kadına bu Mehir’in de sözünü verir. Çoğunlukla da aslına uygunlukla değil, sembolik olarak, birkaç bin TL veya birkaç altın... Boşanırken de, bu söz çoğu erkekçe yerine getirilmez, yani hiçbir şey verilmez kadına!..

Oysa Mehir, kadının boşandıktan sonra, kimseye muhtaç olmaması, geçimini temin için yanlış yollara başvurmaması için, ömür boyu geçimini temin edecek oranda olmalıdır.

Peki bu kendisini Müslüman ve dindar zannedenler, İslam’ın bu kuralını bilmiyor mu da, bırakın kadına ömür boyu yetecek parayı vermeyi, üç kuruşluk nafakaya bile karşı çıkıyorlar?!

Kadına şiddeti adeta mazur görmeye çalışıyorlar!.....

Hz. Muhammedin, pazar yerlerini denetlemek için, ilk atadığı zabıta memurunun kadın olduğunu, kadınların da o dönem ticaret yaptığını, bazı savaşlara, yaralılara yardımcı olması için, epeyce tıbbi bilgiye sahip olan kızını da yanında götürdüğünü bilmiyorlar mı? İlk Müslüman’ın ve İslamiyet’in ilk şehidinin kadın olduğunu bilmiyorlar mı? Peygamberimizin soyunun kızından devam ettiğini bilmiyorlar mı?

Ya Diyanet yetkilileri, Arapçada sözcüklerin pek çok anlama geldiğini, cümlenin konusuna göre bu anlamlardan uygun olanının kullanıldığını, yani her sözcüğün bağlamına göre farklı anlamlara geldiğini bilmiyorlar mı? Yaptıkları Kuran tefsirinde dilimize “dövün” diye çevirdikleri Nisa suresi, 34. Ayette geçen  “darabe” sözcüğünün, Kuran’da 58 yerde geçtiğini ve her bir ayette başka bir anlamının kullanıldığını bilmiyorlar mı? Nisa suresi 34. Ayette ise, “Dövün” değil, “Ayrılın-uzaklaşın” anlamının kullanıldığını bilmiyorlar mı?

Yine bilmiyorlar mı ki Peygamberimizin, “Kadınlarınıza güzel davranın, incitmeyin, güzel sözlerle hitap edin, onları koruyup kollayın.” dediğini!..

Aynı dönemde, Hıristiyanlar bir kadın İncil’e dokunabilir mi dokunamaz mı tartışması yaparken, gelen ayetlerin sadece erkeklerce değil, Müslüman kadınlarca da okunduğunu da mı bilmiyorlar?

Her halde bilmiyor(!) olmalılar ki kadını eğitim hayatından, sosyal hayattan, çalışma hayatından çekip evlere kapatmaya çalışıyorlar?! Erkeklerin güdümünde olsunlar, erkeklere itaat etsinler, şiddete maruz kalırlarsa da, ses çıkarmasın istiyorlar?

Bilmiyorlar mı, bilmezden mi geliyorlar ya da işlerine mi geliyor böyle düşünmek, böyle davranmak?

Ve de ne yazık ki bu kişiler Müslüman ve dindar sanılıyor!..

Üstelik de kendisini Müslüman ve dindar sananlarca, dindarlar zannıyla bizlere vekil seçiliyor!.. Hem de kadınlarca da!..

Yazık, çok yazık!..