Şiddet canlı organizmaların içerisinde var olan ve ancak içerisinde bulunduğu durumlarda dışarıya yansıyarak ortaya çıkan ve sonuçları çok kötü olan bir fenomendir, ortaya çıkışı, kimine göre ekonomik yapı, kimine göre eğitim eksikliği ve psikolojik durum, kimine görede sosyal çevrenin elverişsizliğine bağlansada! Şiddetin ortaya çıkmasını tetikleyen tüm bu yukarıda saydığımız maddelerin hepsinin etkili olduğunu düşünüyorum ve her ne olursa olsun şiddetin de eğitilebilir bir fenomen olduğunu savunuyorum. Tüm yukarıda saydığımız maddelerden daha da önemlisi; Psikolojide pekiştirme dediğimiz, bir davranışın tekrarlanma olasılığını artıran bir süreçtir. Yani pekiştirme, bir davranışın daha sık veya daha az sık tekrarlanmasına neden olan faktörlerden biridir. Pekiştirme, davranışçı yaklaşımın temel kavramlarından biridir ve öğrenme sürecinde kullanılan en etkili yöntemlerden biridir. o ülkede özellikle yönetici olarak bulunan her kim ise insanlara karşı büyük bir sorumluluk taşıdıkları ve her ne olursa olsun şiddet ve öfkeden uzak bir görünüm sergilemeleri gerektiğini buradan hatırlatmak isterim. Kısacası örnek davranışlar sergilemelidirler ki toplumu oluşturan kişiler bu kötü davranışları yapmasınlar. Futbol sahalarındaki şiddet, 1985 Heyzel faciasından sonra başlamadı, şiddet eylemlerinin bundan çok daha öncesinde de var olduğunu ve bu yüzden onlarca yüzlerce futbol taraftarının şiddet yüzünden hayatını kaybettiğini biliyoruz. Kuşkusuz bu ve benzeri faciaları ülkemizde de (Kayseri-Sivas maçında yıllar önce yaşamıştık!) Ancak Heyzel faciasından sonra Avrupa Konseyinin almış olduğu karar ve ortaya koyduğu deklerasyon futbolda şiddet konusunda bir milat olarak tanımlanır ve kabul edilir. Buna göre Avrupa’daki birçok ülke federasyonu bunu ciddiye alarak şiddet ve ırkçılığa karşı; yasa çıkartmaktan çok var olan yasaları beslemek amacı ile deklerasyonda belirtilen sosyal içerikli projeleri ön planda tutarak doğru işlere imza atmışlardır. Ne varki ülkemizde sporda şiddete karşı parlementolarda yasa çıkarmaktan daha ileri, konu ile ilgili hiç bir projenin uygulamaya konmaması oldukça düşündürücüdür. Bunca insanın, futboldaki şiddet yüzünden ölmesi ne derece doğrudur ve bunu önlemenin hiç bir yolu yokmudur? Kısacası bu soruna bir çözüm bulunamazmı? Özellikle 20 yıla yakın bir süredir UEFA taraftar experi olarak futbolda şiddet ve ırkçılığa karşı ülkemizde çalışmalar yapılmasının önemine değinen ve bu alanda bir çok çalışmalara katılan bir bilim insanı olarak çok emek verdiğimi düşünüyorum! Ne varki! 2008 Avrupa futbol şampiyonasında UEFA nın isteği ve TFF’nun desteği ile yürüttüğümüz Taraftar projesininin güzel sonuçlarını hep birlikte almıştık ve bu çalışmamız UEFA dan takdirle karşılanmıştı. Daha sonraki yıllarda gerek Federasyonumuza ve gerekse Bakanlığımıza, bu sosyal içerikli projemizi defalarca sunmamıza rağmen, onlar ne yazık ki, Ceza’ya yönelik yasalarla bu sorunu çözeceklerini zannederek bu yasaların çıkmasına yönelik uğraşılar verdiler ve nitekim şiddeti sahalardan silmek için yasalar çıkarttılar. Oysa bu yasaların yerine, tüm diğer ülkeler gibi eğitim içerikli sosyal projelere öncelik tanımalıydı. (Örn. Almanyada KOS, İtalyada Pregetto Ultra, İngilterede FSF Futbol taraftarları Federasyonu, İspanyada C.E.P.A. Avusturya’da Fair-Play ve buna benzer bir çok kurum). 2005 yılında yine ülkemiz için boş vermedik! Türkiye Futbol Federasyonumuzu Almanya’dan on kişilik bir exper gurubu ile ziyaret ettik ve şiddet konusunu gündeme getirdik ne yazık ki, o gün bizlere; Ülkemizde ne şiddet ve nede ırkçılık ile bir sorunumuz olmadığını ve buna yönelik projeolere gerek görmediklerini belirtmişlerdi! Oysaki, o gün bu projeleri yapmamıza sıcak bakılsaydı; Bu gün futbol sahalarında yaşadığımız olumsuzlukları kimbilir yaşanmayacaktık? Özellikle Futbol Federasyonları sunulan deklerasyonda da belirtildiği üzere; Şiddetle Mücadele komisyonunun ana hedef ve ağırlıklı teması olarak: Şiddetin spor alanlarına girmeden önce herşeyi daha önceden hesaba koyarak çalışma yapmalarını ön görür. Ve bunun böyle olmasıda gereklidir. Kısacası; Yanlış sayılabilecek bir davranışın olmaması için; Kulüp yöneticilerinin, Seyircilerin, Antrenörlerin, Sporcuların ve Hakemlerin bireysel olarak korunmasına yönelik çalışmalar yapılması ve eğitilmeleri kaçınılmazdır. Bu nedenle Fair-Play doğrultusunda her türlü şiddet tartışması ve ırkçılıktan doğabilecek olayları önlemeye yönelik eğitim çalışmalarını yapmamız gerekmektedir. Bu eğitim küçük takımlarde yer alan çocuk sporculardan başlayarak en üst düzeyde hakemlik, antrenörlük ve yöneticilik yapan kişilerin alması gereken eğitimi de kapsamalıdır. Önerimiz, hiç bir başlangıcın geç olmayacağı doğrultusundadır, hiç zaman kaybetmeden daha da geç kalmadan Federasyonumuzun Taraftar projesini bir an önce hayata geçirmelidir. Futbol alanları genç ve amatör sporcuların sosyal öğrenme alanları olarakta önemli bir yer tutar, bu nedenle bu alanda daha yogun ve düzenli eğitim çalışmaları yapılmalıdır. Bu yapılacak eğitimin ana temaları ve içeriği mevcuttur! Kişisel olarak ben ve benim gibi düşünen bir çok arkadaşımla bu projenin ülkemizde hayata geçirilmesine yönelik arzu ve isteğimizin olduğunu buradan bir kez daha da olsa kamu oyumuzla paylaşma ihtiyacını duydum. En içten saygılarımla Prof. Dr. Seyhan HASIRCI