Türkiye ‘de gündem baş döndürücü bir hızla değişiyor. Daha on gün önce PKK lideri Abdullah Öcalan ‘dan Mecliste örgütünü lav etmesi istenen ülkede dört gün önce İstanbul Esenyurt İlçesi belediye Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özer ‘in sabahın çok erken saatlerinde yatak odasında gözaltına alınması ve dün de Mardin, Batman ve Halfeti Belediyelerine Kayyım atanmasıyla siyaset yeni bir boyut kazandı.

Barış sürecinden, yeni açılımdan Kayyıma giden bir süreç yaşıyor ülke.

İktidar ne istiyor ne bekliyor Kürtlerden ve kanaat önderlerinden? Bu nasıl bir açılım?

Türkiye Siyaseti, geçmişten hiç ders almamış görünüyor. Siyaset yönetme ve sorun çözme sanatıdır.

Ama izlenen yol tam tersi.

Siyasi hilelerle, iktidarda kalmak için her şey yapılamaz. Mutlaka hukuk içerisinde kalınmak gerekiyor.

Türkiye ‘de toplumdaki kutuplaşma, kamplaşma bu politikalarla daha da artacaktır. Bununda kimseye, ülkeye hiçbir faydası olmaz. Türkiye‘yi iç çatışmalara, yeni siyasi Cepheleşmelere sürükler.

Ülke yeni Siyasi dinamiklere gebe ve çok zorlu bir sürece girmiş görünüyor.

Türkiye'de maalesef Siyaset Provokasyondan besleniyor.

Siyasetçiler halka, seçmenlere vaad edebildikleri, özellikle yoksul kesime her şeyin daha iyi olacağı umudunu verebildikleri ölçüde var olurlar.

 Kürt sorunu bunların en önemlilerden birisi ve belki 100 yıldır devam ediyor. Son 40 yılda 40 binin üzerinde insanımızı kaybettik, milyarlarca para silah, savaş, teröre karşı harcandı.

Sorun çözüldü mü hayır?

Halkın oylarıyla seçilmiş yerel yöneticileri görevden almak ne kadar demokratik ve hukuka uygun?

Siyasetin, işleyişini belirleyecek olan halkın kalitesidir, siyasete katılım derecesidir.

Biat, İtaat kültürüyle büyümüş,” birey ya da kendi” olamamış, insanlar için umut ve korku daha etkendir.

Geçim sıkıntısı, yoksulluk yaşayan İnsanlar çaresiz olunca, özgürlüğünü kaybetme korkusuna kapılınca o derece mücadele ve gerçeklerden koparlar.