Türkiye’nin yakın tarihine baktığımızda,
12 Eylül 1980 darbesi sonrası siyaset, hak arayışı ve örgütlü toplum bilinci ciddi biçimde köreltilerek, toplum duygusuz, duyarsız, sorgulamayan bahaneci… kültürel iklimine evrildi..
Televizyonun yaygınlaşmasıyla birlikte magazin içerikleri, daha sonra “televole” diye adlandırılan yüzeysel eğlence programları, kumar kültürünün normalleşmesi ve erotik/porno içeriklerin dolaşıma girmesi dikkat çekti. Bu içeriklerin tek başına bir “planın ürünü” olduğunu söylemek indirgemeci olabilir; ancak sonuç itibarıyla toplumun geniş kesimlerinin gerçek sorunlardan inanç, ulus, milliyet, mezhep üzerinden, kutuplaşmaya, ayrışmaya hizmet ettiğini günümüzde açıkça görüyoruz.
O günün Türkiye’ sinde işkenceler, idamlar, faili meçhuller ve ağır insan hakları ihlalleri konuşulması gerekirken; ekranlar daha “hafif” ve dikkat dağıtıcı içeriklerle doldu. Böylece siyasal bilinç geri plana itilirken, “izleyen ama sorgulamayan” bir toplum modeli güç kazandı.
BUGÜN FARKLI MI?
- Ülke gündemi ve ülke gerçeği
Gündeme baktığımızda; siyasetçilerin özel hayatları, kasetler, skandallar, polemikler ile “ halk eğlendiriliyor.” Ülkenin gerçeği çok daha ağır:
Geçim sıkıntısı, derinleşen yoksulluk, işsizlik, güvencesizlik…
İki asgari ücretin bir kirayı zor karşıladığı bir ekonomik düzende, milyonlarca insan hayatta kalma mücadelesi veriyor. Gençler geleceksizlik duygusuyla karşı karşıya, emekliler temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor. Eğitim, sağlık ücretleri el yakıyor. Her gün, eşi, sevgilisi tarafından öldürülen kadın cinayetleri okuyoruz.
2) Küresel düzeyde kapitalist kuşatma
Bugün mesele yalnızca Türkiye ile sınırlı değil. Küresel ölçekte ciddi bir eşitsizlik ve kriz hali söz konusu. Oxfam gibi kurumların raporları, servetin çok küçük bir kesimde yoğunlaştığını açıkça ortaya koyuyor.
a) Dünyanın birçok bölgesinde savaşlar, işgaller sürüyor; halkların bu savaşlara karşı etkili bir tepki ortaya koymaması için; global düzeyde ırkçılık ve dinler arası kamplaşma körükleniyor. Kendi halkını idam sehpalarında sallandıran İran ile ABD ve siyonist İsrail arasında sürdürülen Pazar paylaşımında halklar taraf olmaya zorlanıyorlar. Oysa halklar savaşa karşı barışı, ekonomik ve siyasi özgürlükleri savunan taraf olmalılar.






Yorumlar
…Yorumlar yükleniyor…