- Murat, içki yasağını din kaygısı ile değil, Yeniçerilerin içince disiplinsizlikleri nedeniyle koymuştu. Kıyafet değiştirerek veziri ile bir kayığa binip karşıya geçmek ister. Kayıkçı, biraz açıldıktan sonra zuladan bir şişeyi çıkarır birkaç yudum içer, vezire verir, vezir de içer. Vezir; sen içki cezasını bilmez misin? Ben Veziri Azamım!’’ Dediğinde Kayıkçı, şişeyi tanımadığı IV. Murat’a uzatır; ‘’iki yudum da sen iç, kendini IV. Murat zannedersin!’’ der.
RAKI İÇEN CEHENNEME-KUL HAKKI YİYEN CENNETE
Ha-ber.com6 yıl önce3 dk okuma0 görüntülenme
Ha-ber.comHa-ber.comGüncellendi: 17 Ekim 2020
İçki vergisinin yüzde altmışlara çıkarılan Türkiye’de, ucuz- kaçak içkiden ölen yüzlerce insan için AKP Muğla Örgütünden Fettan Can:
‘’Laikler, Recep Tayyip Erdoğan’dan kurtulmak istiyorsanız bol bol sahte içki için!’’ Diyordu.
AKP, rakı fabrikasını, TEKEL’i satarak Beştepe’ye Kaçak Saray, Atatürk düşmanı Diyanet işleri başkanına zırhlı araba almayı helal, rakı içmeyi haram sayıyor.
Ordusu dağıtılmış, toprakları işgalcilerle paylaşılmış ülkeyi kurtaran ve Eşitlikçi, Laik, Bağımsız, Çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü için AKP Genel Başkanı:
‘’İki ayyaşın getirdiği düzeni kabul etmiyorum!’’ Demişti.
O düzen olmasaydı, bu makamlara gelip, o saraylarda oturabilir miydi?
Türkiye bugün, orta çağ kafasındaki İhvancıların, dikili bir ağacı bile olmadığı Cumhuriyet birikimlerini, yandaşlarına kelepir fiyatına dağıtırken:
‘’Kul hakkı yemeyi hak, içkiyi yasak sayan’’ Bir uydurulmuş din dayatması ile karşı karşıyadır.
‘’Kurtuluş savaşını keşke Yunan kazansaydı’’ diyenler baş tacı edenler iktidardadır.
İlahiyatçılar bile içkinin haram olup olmadığında hemfikir değiller.
Üstüne üstlük CHP Genel Başkanı parti politikasını eleştiren aydınlara:
‘’Bana çalışan adam lazım, rakı sofralarında konuşan adam değil” sözlerini yandaş medya bayrak yaparak, Atatürk sofralarını alem sofrası gibi göstermeye kalkıştı.
Kılıçdaroğlu, Çankaya sofralarda uzmanların, bilim adamlarının, ülke nasıl daha çağdaş düzeye getirilir, nasıl kadın-erkek eşitliği, ümmet- hanedan ilkelliğinden, özgür bireylerden oluşan bir Ulus Devlet yaratmak için tartışıldığını bilmez mi?
Orada içki sadece bir disiplin havası yerine, herkesin düşüncesini muhabbet ortamında özgürce söylemesi için sofrada bir biblo olurdu.
Bir Çankaya toplantısında genç Mustafa Necati, biraz fazla içip sarhoşlayınca Atatürk, Mustafa Necati’yi uyarmak için ‘’gidip yatmasını’’ söyleyince Mustafa Necati; ‘’burası halkın malıdır’’ der. Atatürk nazikçe; o zaman biz gideriz’’ der ve salondan çıkar.
Atatürk farkı yine ortaya çıkar, Mustafa Necati, Atatürk tarafından Milli Eğitim Bakanı olarak atanır ve çok yararlı işler yapar. Mustafa Necati’nin genç yaşta ölümüne Atatürk çok ağlamıştı.
Kılıçdaroğlu, Dokunulmazlık gibi, KHK gibi, Bahçeli’nin oyununa gelip, İslamcı Ekmeleddin’i cumhurbaşkanı adayı gösterip; ‘’tıpış-tıpış oy vereceksiniz!’’ demesi gibi, AKP-MHP dış ülkelere asker, gönderilmesini onaylayıp laiklik karşıtı yaptırımlara; ‘’halk bizi dine karşı sayar’’ gaflarını eleştirdikleri için aydınlara kızıyor.
Aslında Erdoğan, Kasımpaşa’dan arkadaşı kabadayı Kudret’le meyhanelerde seçim propagandası yapması o mekanların ortamını yabancı değildi.
Rakı, Ortadoğu kökenlidir, ‘’araki’’ denirdi. Osmanlılar ise ‘’arak’’ diyorlardı.
AKP’nin önder olarak seçtikleri 2. Abdülhamit iyi bir ROM içicisidir. İstanbul’da Bira, Edirne’de rakı fabrikası bile yaptırmıştı. (*1)
Osmanlı Halife-Padişahlarının çoğu içki içerdi. İlk Halife Yavuz Selim bile içerdi.
İçki içenden vergi alınmaz, içki satandan fıçı başına beş akçe vergi alınırdı. (*1)
‘’Osmanlı’da yasak üç gün sürer’’ sözü içki için söylenmişti.
Yorumlar
…Yorumlar yükleniyor…