Haber & Fotoğraflar: Hüseyin Işlek
Yunus Emre’nin Kayıp Elyazması Berlin’de Ortaya Çıktı: 100 Yıllık Raif Yelkenci Nüshası İlk Kez Sergilendi
Almanya’nın başkenti Berlin, Türk tasavvuf edebiyatının en büyük isimlerinden Yunus Emre’nin yaklaşık bir asırdır kayıp olduğu düşünülen el yazması nüshalarının gün yüzüne çıkarıldığı tarihi bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Berlin Devlet Kütüphanesi ile Yunus Emre Enstitüsü iş birliğinde düzenlenen “Yunus Emre Divanı Kitap Tanıtımı ve Konser” programı, Simon-Bolivar Salonu’nda yoğun katılımla gerçekleşti.

100 Yıllık Kayıp Nüsha: Raif Yelkenci Keşfi
Programın merkezinde, uzun yıllar kayıp olduğu düşünülen “Raif Yelkenci Nüshası” ile kütüphane koleksiyonunda yer alan “Ritter Nüshası” yer aldı. Orhan Kemal Tavukçuoğlu liderliğinde yürütülen bilimsel proje kapsamında gün yüzüne çıkarılan Raif Yelkenci Nüshası, Berlin’de ilk kez orijinal haliyle sergilenerek akademi dünyasında büyük yankı uyandırdı.

Qalamos Projesi ile Dijital Miras
Kütüphane Müdür Vekili Reinhard Altenhöner, açılış konuşmasında Doğu Yazmaları Koleksiyonu’nun önemine dikkat çekerek, 1100’den fazla eserin uzun süre katalog dışı kaldığını belirtti. Güler Doğan Averbek’in çalışmalarıyla bu eserlerin dijital ortama aktarıldığını vurgulayan Altenhöner, Qalamos veri tabanının 170 dilde 147 binden fazla eseri kapsadığını ifade etti.

“Yunus Emre Evrenseldir Ama Köklerinden Kopmaz”
Yunus Emre Enstitüsü Almanya Koordinatörü Zeliha Eliaçık, konuşmasında Yunus Emre’nin yalnızca bir sevgi sembolü olarak görülmemesi gerektiğini belirtti. Eliaçık, William Shakespeare ve Johann Wolfgang von Goethe ile karşılaştırdığı Yunus’un, Türk dilinin ve düşünce dünyasının temel taşı olduğunu vurguladı.

Berlin’de Sembolik Buluşma
Türkiye Cumhuriyeti Berlin Başkonsolosu İlker Okan Şanlı, etkinliğin Berlin’de düzenlenmesinin önemine değinerek, şehrin Türkiye dışındaki en büyük Türk diasporasına ev sahipliği yaptığını hatırlattı. Şanlı, Yunus Emre’nin hoşgörü ve sevgi dilinin bilimsel çalışmalarla yeniden yorumlandığını ifade etti.

Akademik Değer: Tarihin Karanlığından Gelen Tanıklık
Panelde konuşan Tavukçuoğlu, Yunus Emre’nin yaşadığı dönemin Moğol İstilaları ile şekillendiğini belirterek, eserlerin büyük ölçüde sözlü gelenekle aktarıldığını söyledi. Raif Yelkenci Nüshası’nın bu açıdan en güvenilir kaynaklardan biri olduğuna dikkat çekti.
Averbek ise, Fuad Köprülü ve Abdülbaki Gölpınarlı gibi önemli isimlerin bile bu nüshaların tamamına ulaşamadığını belirterek, eserin Berlin’de korunmuş olmasının büyük bir şans olduğunu dile getirdi.

Edebiyat ve Maneviyat Buluştu
Feridun Zaimoğlu, etkinlikte “Allah’ı Arayanlar” başlıklı özel metnini okuyarak modern insanın manevi arayışını Yunus Emre perspektifiyle yorumladı. Dr. Martin Mahmud Kellner ise Yunus’un düşüncelerinin günümüz psikoloji ve sosyolojisi açısından önemine dikkat çekti.

Tarihe Dokunan Anlar
Programın en dikkat çekici bölümünde, orijinal el yazmaları yoğun güvenlik önlemleri altında sergilendi. Katılımcılar, yüzyıllar öncesine ait bu nadide eserleri yakından inceleme fırsatı buldu. Özellikle Raif Yelkenci Nüshası’nın estetik hattı ve korunmuş yapısı büyük ilgi gördü.

Musikiyle Taçlanan Gece
Gece, ünlü kemençe sanatçısı Derya Türkan yönetimindeki uluslararası müzik topluluğunun konseriyle sona erdi. Murat Irkılata, Serkan Halili, Valentina Bellanova, Peter Samos ve Bakr Khleifi’den oluşan ekip, Yunus Emre ilahilerini modern ve klasik yorumlarla seslendirerek izleyicilere unutulmaz anlar yaşattı.
Kültürel Miras Yeniden Hayat Buldu
Berlin’de gerçekleşen bu önemli etkinlik, Yunus Emre’nin evrensel mirasının bir kez daha altını çizdi. Yaklaşık 100 yıl sonra yeniden gün yüzüne çıkan Raif Yelkenci Nüshası, bundan sonra akademik çalışmaların merkezinde yer alarak, Yunus Emre’nin sevgi ve hoşgörü mesajını dünyaya taşımaya devam edecek.



























Yorumlar
…Yorumlar yükleniyor…