Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Gençlik Kolları tarafından düzenlenen "Bir Gençlik Şöleni Programı"nda konuştu. Erdoğan, AK Parti olarak ülkeyi yönetme sorumluluğunu devraldıkları ilk günden itibaren Türkiye'nin hak ettiği seviyelere gelebilmesi için uğraştıklarını söyledi. Üniversite okumak ve kamuda işe girebilmek için belirli bir giyim tarzına, yaşam biçimine, dünya görüşüne sahip olmanın şart koşulduğu ideolojik aidiyetin ehliyet ve liyakatin önüne geçtiği günlerin artık geride kaldığını belirtti.

Erdoğan, karşısında mazinin birikimini bugüne taşıyan, Türkiye'nin istikbalini omuzlayan, dünyaya yeni sözler söyleyen, hakkı ve hakikati seslendiren ufuk sahibi bir gençlik gördüğünü ifade etti. Gazze'den Sudan'a, Somali'den Yemen'e mazlumun, mağdurun hüznünü kalbinde hisseden merhametli bir gençlik gördüğünü dile getiren Erdoğan, deprem gecesi milletinin yardımına koşan, yangın bölgesinde sabahlayan, milletin derdiyle dertlenen vicdanlı, şuurlu, iman, idrak, basiret ve feraset sahibi bir gençlik gördüğünü söyledi.

Şair ve yazar Sezai Karakoç'un yazılarını hatırlatan Erdoğan, şehirleri ayağa kaldıracak, yaralara merhem olacak, dirilişi şahlandıracak, uyuyanları uyandıracak o çocukları karşısında gördüğünü belirtti. Erdoğan, "Bize alnı ak, yüzü ak, sevdası ak bu gençlikle yol yürümeyi nasip eden Rabb'ime hamdolsun. Rabb'im, sizlerle birlikte tüm gençlerimizi korusun. Yolunuzu, bahtınızı daima açık etsin." dedi.

Gençliğin hayal, heyecan ve dinamizm olduğunu belirten Erdoğan, bir milletin lokomotifinin gençler olduğunu, toplumun enerjisini gençlerden aldığını söyledi. Bireyden aileye, aileden millete, milletten devlete uzanan zincirin en kritik halkasının gençler olduğunu ifade eden Erdoğan, asırların birikiminden süzülüp gelen değerlerin, kurumların ve prensiplerin gençlerin eliyle geleceğe aktarıldığını vurguladı.

Tarihe bakıldığında, bu milletin sinesinde yetişen gençlerin ne zaman elini taşın altına koymuşsa aile güçlenmiş, millet kenetlenmiş, devlet asıl misyonuna kavuşmuştur. Yalnızca İstanbul'u değil kalpleri de fetheden Sultan Fatih'te, Tuğrul Bey'de, Tarık Bin Ziyad'ta, Kutalmışoğlu Süleyman Şah'ta, Süleyman Gazi'de bu hakikatin görüldüğünü söyledi. En keskin dönemeçlerde, en zorlu mesuliyetleri yüklenerek istikbalin taşlarını döşeyen, istiklalin sancağını yüceltenlerin hep gençler olduğunu belirten Erdoğan, Malazgirt'te, Çanakkale'de, Milli Mücadele'de, 15 Temmuz ihanetinin çelikten bir iradeyle püskürtülmesinde bu ruhun görüldüğünü ifade etti.

Erdoğan, "Gençler güçlüyse millet de devlet de güçlüdür. Bununla birlikte ne zaman ki gençler kendi aralarında gruplara bölünmüş, tuzaklara düşmüş, tahriklere kapılmış ve değerlerinden uzaklaşmışsa tarihimizin en sancılı dönemleri de o zaman yaşanmıştır." dedi.

Bu ülkenin gençlerinin kimi zaman sağcı solcu, kimi zaman Türk-Kürt, kimi zaman Alevi-Sünni, kimi zaman da ilerici-gerici diyerek birbirlerine düşman edildiğini anlatan Erdoğan, anne ve babaların akşam olunca evlatlarının sağ salim eve dönebilmesi için pencere kenarlarında dua ettiği günler yaşandığını dile getirdi. Erdoğan, sadece başörtüsünden, sakalından, kılık kıyafetinden dolayı insanların eğitim ve çalışma hakkının elinden alındığı, istifaya zorlandığı, geleceğinin karartıldığı günler yaşandığını anlattı.

Şimdi o günleri esefle ve acıyla hatırladıklarını aktaran Erdoğan, AK Parti olarak ülkeyi yönetme sorumluluğunu devraldıkları ilk günden itibaren Türkiye'nin hak ettiği seviyelere gelebilmesi için uğraştıklarını yineledi. Üniversite okumak ve kamuda işe girebilmek için belirli bir giyim tarzına, yaşam biçimine, dünya görüşüne sahip olmanın şart koşulduğu ideolojik aidiyetin ehliyet ve liyakatin önüne geçtiği günlerin artık geride kaldığını vurguladı. Zengin fakir, şehirli köylü, doğulu batılı ayırmadan bu ülkenin evlatları arasında fırsat eşitliğini tam manasıyla sağladıklarını belirtti.

En büyük yatırımın gençlere yapıldığını ifade eden Erdoğan, seçilme yaşını 30'dan 25'e, ardından 18'e düşürerek gençlere duyulan güveni net bir şekilde gösterdiklerini söyledi.

Türkiye'de siyaseti dar kadro siyaseti olmaktan çıkartarak gençlerin eğitimde, bürokraside, sivil toplumda, kültür, sanat ve sporda önünü açtıklarını işaret eden Erdoğan, 23 yıldır hazırlanan tüm bütçelerde aslan payının eğitime tahsis edildiğini kaydetti. 2002'de yükseköğretime ayrılan bütçenin sadece 2,5 milyar lira olduğunu, bunu 2026 itibarıyla 651 milyar liraya çıkardıklarını belirtti. Aynı dönemde üniversite sayısının 76'dan 208'e yükseltildiğini, yükseköğrenim yurt sayısının 190'dan 873'e, yatak kapasitesinin 182 binden 1 milyona ulaştığını aktardı. Yıllar içinde hem burs miktarının hem de burs alan öğrenci sayısının artırıldığı, başvuran her öğrenciye burs veya kredi verildiği bilgisini paylaştı.