Yüksek fiyatlar ve zayıf rezervasyon performansı, turnuvanın turizme katkısına ilişkin soru işaretleri yaratıyor.

2026 FIFA Dünya Kupası’nın ABD’ye milyonlarca ek ziyaretçi çekmesi ve ülkenin uluslararası turizmdeki görünürlüğünü artırması bekleniyordu. Ancak Kuzey Amerika uzmanı America Unlimited’a göre, şu ana kadar ortaya çıkan tablo beklentilerin gerisinde kalıyor. Yükselen otel fiyatları, düşük rezervasyonlar ve beklenen talebin oluşmaması birçok ev sahibi şehirde hayal kırıklığı yaratıyor.

America Unlimited CEO’su Timo Kohlenberg, özellikle konaklama sektörünün talebi olduğundan yüksek tahmin ettiğini belirterek, bazı otellerin oda fiyatlarını yüzde 200’ün üzerinde artırdığını, ancak beklenen doluluklara ulaşılamadığını söyledi.

Oteller fiyat indirimine gitmek zorunda kaldı

Şirkete göre birçok otel, turnuva öncesinde yükselttiği fiyatları daha sonra önemli ölçüde geri çekti. Bazı tesislerde oda fiyatları yüzde 50’ye varan oranlarda düşürülürken, FIFA için ayrılan oda kontenjanlarının bir bölümü yeniden satışa sunuldu.

Kohlenberg’e göre bu durum sürpriz değil. Büyük spor organizasyonlarının sıkça görülen bir etkisi olarak, yüksek fiyat ve yoğunluk beklentisi nedeniyle klasik tatilciler farklı destinasyonlara veya farklı tarihlere yöneliyor.

“ABD rezervasyonlarımız Dünya Kupası döneminde geçen yılın yaklaşık yüzde 25 altında seyrediyor” diyen Kohlenberg, birçok turistin kalabalık ve pahalı destinasyonlardan uzak durmayı tercih ettiğini ifade etti.

Beklenen uluslararası talep oluşmadı

America Unlimited, American Hotel & Lodging Association’ın (AHLA) verilerinin de benzer bir tablo ortaya koyduğunu belirtiyor. Buna göre birçok Dünya Kupası şehrinde rezervasyonlar başlangıçta öngörülen seviyelerin altında kaldı.

Boston, Dallas, Los Angeles, Philadelphia ve Seattle gibi şehirlerde FIFA için ayrılan oda bloklarının önemli bir bölümünün yeniden serbest bırakıldığı bildiriliyor.

İmaj fırsatı tam değerlendirilemedi

Şirket, Dünya Kupası’nın ABD için önemli bir tanıtım fırsatı olduğunu ancak şu ana kadar tartışmaların daha çok yüksek maliyetler ve fiyat artışları etrafında şekillendiğini belirtiyor.