Almanya’daki Türk toplumunda demografik dönüşüm hızlanırken, yaşlı bakım ve sosyal hizmetler en kritik gündem başlıklarından biri haline geliyor. Birinci ve ikinci nesil göçmen Türklerin yaşlanmasıyla birlikte, bakım ihtiyacının artması yeni sosyal modelleri zorunlu kılıyor.
Siyasetçi ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı Serdar Duran, Türk toplumunun artık “geçici bir göçmen topluluk” değil, Almanya’da kalıcı bir yapı haline geldiğini vurgulayarak, yaşlılara yönelik kapsamlı sosyal politikaların geliştirilmesi gerektiğini söyledi.
FRANKFURT YAKINLARINDA ÖRNEK MODEL: MAINCARE
Frankfurt yakınlarındaki Erlensee bölgesinde açılan MainCare Yaşlı Gündüz Bakımevi, göçmen kökenli yaşlılara yönelik bakım hizmetleri açısından dikkat çeken bir örnek olarak öne çıkıyor.
Siyasetçi ve uzman Serdar Duran, bu tür merkezlerin artmasının toplumsal ihtiyaç haline geldiğini belirtti.
Haberi kaleme alan gazeteci Tevfik Şendöl ise Almanya’daki Türk toplumunun yeni bir sosyal evreye girdiğine dikkat çekti.
BİRİNCİ NESİL YAŞLANIYOR: BAKIM İHTİYACI ARTIYOR
Almanya’ya iş gücü göçüyle gelen birinci neslin bugün 70, 80 ve hatta 90 yaşına ulaştığını hatırlatan Serdar Duran, şu ifadeleri kullandı:
“Yıllarca üretimin her alanında çalışan insanlar artık yoğun bakım ve destek ihtiyacıyla karşı karşıya.”
Duran’a göre Almanya’daki Türk toplumu, uzun yıllar boyunca entegrasyon, eğitim ve iş gücü konularını konuşurken artık yeni bir döneme girdi: yaşlılık ve bakım dönemi.

“GERİ DÖNÜŞ” DÖNEMİ BİTİYOR
Birçok ailenin gerçek yaşam deneyimlerinin yeni toplumsal durumu ortaya koyduğunu belirten Duran, emeklilik sonrası Türkiye’ye dönüşlerin beklenen çözümü üretmediğini ifade etti.
Yaşlıların zamanla yalnızlık ve sağlık sorunlarıyla karşılaştığını söyleyen Duran, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Çocuklarımız burada doğuyor, burada büyüyor ve burada hayat kuruyor. Yaşlılarımız da artık burada yaşlanıyor. Bu nedenle Almanya’daki Türk toplumu kalıcı bir toplumdur.”
AİLELERİN BAKIM YÜKÜ ARTIYOR
Çalışan çocukların hem kendi ailelerine hem de yaşlı ebeveynlerine yetişmekte zorlandığını vurgulayan Duran, bakım yükünün giderek ağırlaştığını söyledi.
Bu nedenle yalnızca bakım hizmeti sunan değil, aynı zamanda sosyal yaşamı destekleyen merkezlerin yaygınlaştırılması gerektiğini ifade etti.
“YAŞAM MERKEZLERİ” MODELİ ÖNERİSİ
Duran, yaşlıların sosyal hayattan kopmadan günlerini geçirebileceği yeni merkezler gerektiğini belirterek şu modeli önerdi:
Sabah sosyal merkeze geliş
Çay ve sohbet ortamı
Türkçe iletişim ve sosyal etkinlikler
Sağlık ve egzersiz desteği
Akşam aileye dönüş
“Bu sadece bakım değil, insan onurunu koruyan bir yaşam modelidir.”
CAMİLER VE STK’LAR İÇİN YENİ ROL
Duran, Almanya’daki cami dernekleri ve sivil toplum kuruluşlarının da sürece dahil olması gerektiğini vurguladı.
Geleceğin camilerinin yalnızca ibadet alanı değil, aynı zamanda:
Eğitim merkezleri
Sosyal buluşma noktaları
Yaşlı destek alanları
Gençlik ve aile merkezleri
haline gelebileceğini ifade etti.
GELECEĞİN EN ÖNEMLİ SOSYAL BAŞLIĞI
Uzmanlara göre önümüzdeki 20 yıl içinde göçmen kökenli yaşlıların bakım ihtiyacı, Almanya’nın en önemli sosyal politik konularından biri olacak.
Erlensee’deki MainCare girişimi ise bu dönüşümün ilk örneklerinden biri olarak değerlendiriliyor.
“YAŞLILARIMIZ HAFIZAMIZDIR”
Serdar Duran açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Yaşlılarımız yük değil, bizim hafızamızdır. Onlara göstereceğimiz saygı, geleceğimize yaptığımız yatırımdır.”
Tevfik ŞENDÖL / Münih








Yorumlar
…Yorumlar yükleniyor…