Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) 5. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, "Kıbrıs Kıbrıslılarındır" söylemine ilişkin, "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Kıbrıs Türk halkı egemenlik hakkına sahip bir devlet sahibidir ve dolayısıyla güneydeki Rum devleti ile eş değerdedir, aynı egemenliği paylaşmaktadır." ifadesini kullandı.

Tatar, İnönü Üniversitesi Siyonizm ve Orta Doğu Araştırmaları Topluluğu tarafından İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Salonu'nda düzenlenen "Bölgesel Çatışmalar ve Kıbrıs Jeopolitiği" konulu konferansta üniversite öğrencileriyle bir araya geldi.

Tatar, burada yaptığı konuşmada, dünyadaki çatışmaların artarken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde Türkiye Cumhuriyeti'nin coğrafyadaki denge politikasıyla süreçleri yönettiğini söyledi.

Gazze'de yaşananların benzeri Kıbrıs'ta yaşandı

Kıbrıs'ta 37 yıllık İngiliz varlığı döneminde Rum nüfusun artırılmasıyla Kıbrıs Türkü'nün azınlığa düştüğünü belirten Tatar, daha sonra Kıbrıs'ı Yunanistan'a bağlamak için soykırım, mezalim ve saldırılar yaşandığını, binlerce insanın katledildiğini dile getirdi. Tatar, Gazze'de yaşananların bir benzerinin o dönem Kıbrıs adasında yaşandığını ifade etti.

Bölgedeki varlığımız önemliydi

Türk Mukavemet Teşkilatı'nın kurulduğunu ve ardından 1974 Kıbrıs Barış Harekatı'nın yapıldığını hatırlatan Tatar, şöyle devam etti:

"Kıbrıs Türkü için refahımız için mutluluğumuz için ama aynı zamanda bu bölgedeki gelişmelere baktığımızda o zaman genel anlamda 'Kıbrıs'a Kıbrıs halkının mal ve canlarını korumak için gidiyoruz.' 52 yıl sonra baktığımızda Kıbrıs Türkü'nün mal ve can güvenliği önemliydi ama bu bölgedeki varlığımız da önemliydi millet olarak. Libya'dan, Irak'tan, Suriye'den, Lübnan'dan ta şimdi İran'a kadar bu bölgenin özellikle İsrail'in, onun arkasında olanların ne gibi planlarının olduğunu da o zamandan görenlerimiz vardı. Bekamız için Doğu Akdeniz için mavi vatan için gök vatan için baktığımızda coğrafyaya ve Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün de 1937 yılında dediği gibi Kıbrıs'ı kaybedersek Türkiye Cumhuriyeti'nin Akdeniz'e açılan kapıları, ikmal yolları kapanır, dolayısıyla Kıbrıs'a dikkat etmemiz gerekmektedir."

Kıbrıs'ın önemini vurgulayan Tatar, şunları kaydetti:

"Kıbrıs denildiğinde bizim için maneviyattır, tarihtir, kendi tarihimizin yaşatılmasıdır. Kendi milletimize, kendi şehitlerimize olan sorumluluğumuzdur ama bugünün dünyasında son jeopolitik, jeostratejik gelişmelere baktığımızda Doğu Akdeniz'deki bekamız için varlığımız için Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti sahasındaki münasebetlerin de fevkalade önemli olduğunu görürüz. Onun için Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde Türk askeri, Türk Silahlı Kuvvetleri ilelebet varlığını sürdürecektir. Güney Kıbrıs'ta İsrail'in oraya yerleşmesi, silahıyla, topuyla, tüfeğiyle her türlü sistemleriyle Fransa'nın yakın bir geçmişte 'Fransa askeri de Kıbrıs'a konuşlanacak' diye aldığı karar, zaten İngilizlerin üsleri var, Arkasında Amerika gibi bir takım hareketler var. Dolayısıyla Güney Kıbrıs bambaşka bir noktaya evrilmiştir. Şimdi Güney Kıbrıs'ta bunlar olurken herhalde kimse bize artık 'Türkiye Kıbrıs'tan çekilmelidir, Türk askeri Kıbrıs'tan ayrılmalıdır' şeklinde bir şeyi empoze edemez. Çünkü biz millet olarak bunu asla kabul etmeyiz. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti artık Anadolu coğrafyasının bir defa parçasıdır. Evet ayrı devlet olabiliriz, tarih öyle emretmiştir ama neticede bizler, Kıbrıs Türkleri bu milletin ayrılmaz ve kopmaz bir parçası, aramızdaki sarsılmaz bağlar, geçmiş, tarih her türlü gönül birliği ve ulusal çıkarlarımız bakımından Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni güçlendirmek, yaşatmak ve geleceğe taşıyabilmek her birimizin bana göre görevidir sorumluluğudur. Ve milletimize olan hepimizin bir bakıma vazifesidir."