Medyanın görevi; Dünyada ve çevredeki haber niteliğindeki olayları doğru, tarafsız ve basın ahlakına uygun bir şekilde topluma aktarmak, ekonomik sosyal, siyasi olaylar hakkında halkı bilgilendirmek, medeniyet ve kültür birliğinin gelişmesini sağlayan medya, Yasama, yürütme ve yargıdan sonra gelen dördüncü kuvvet olarak toplum adına denetim görevi yapmaktadır.
Geçmişi geleceğe taşıyan yaşanmışlıkların “bileşkesi Medeniyettir.” Deneyimleri örnek alanların yolu aydınlık, bir daha olmaz diyenlerin yolu ise başka bir yanlışla kesişir.
Daha medeni bir dünyada yaşama çabasında olan insanların, liyakat, bilgi, becerisi yeterli olsa bile basiretsiz yönetimler yaşam kalitesini düşürmektedir.
Esasında Dünyada yaşayan 8,5 milyardan fazla insanın ¾ ‘ü medeniyetin sağladığı imkânlardan yararlanamadığı gibi, birçoğunun da medeni imkânlara kavuşma imkânı bulunmamaktadır.
Günümüzde, sosyal, ekonomik ve demokratik hakları gelişmiş toplumlarda bazı gurupların özgürlük sandığı anlamsız isteklerle medeniyet değerlerini ilkel toplumların gerisinde taşımaktadır. Bu durum az gelişmiş toplumlar için geçerli olmasa da ileri toplumlarda sefil yaşamayı özgürlük sanan uyuşturucu bağımlısı birlerce insanın bulunduğunu medyadan izlemekteyiz. Bu da medeniyetin getirdiği negatif bir görüntüdür.
Teknolojinin geliştirdiği silah üretimi ile her şeye sahip olmak isteyen yıkıcı güçler;savaşın hedef tanımadığı, kararlarla binlerce insanın hayatına, milyarlarca dolarlık servetin ve medeniyetlerin yok edilmesine sebep olmaktadır.
Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel: “Silah satan barış ister mi? İlaç satan sağlık ister mi? Din satan ilim ister mi? Hırsız olan hukuk ister mi?” sözü ile barış, sağlık, ilim ve hukukun egemen güçlerin isteğine göre nasıl çelişeceğini ifade etmektedir. İstiklâl Marşı’nın yazarı Mehmet Akif Ersoy da “Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar” dizeleri ile vahşi batıyı eleştirmiştir.
Binlerce yıllık medeniyetin getirdiği birikimler bazen bir deli nöron gibi dünyanın dengesini bozabiliyor. Çare nedir deseniz ben de bilmiyorum ama bir yol var o da birlik beraberliktir.
Silah felakettir, eğitim ise medeniyet. Silaha yapılan yatırımının yarısı eğitime harcanmış olsa daha medeni bir dünya olabilir. Eğitimli bir insanın yapacağı bir icat, bir keşif; yoksulluğa yapılan toplam yatırımları karşılayabilir. Bu düşüncemiz hayal gibi görünse de; Medeniyetin savaşın önünde olması din, ahlak ve insanlığın gereğidir.
Dünyayı yapan da insan, yıkan da insan, bu çelişkiyi Âşık Veysel “Koyun kurt ile gezerdi, fikir başka, başka olmasa” dizeleriyle barışı ne kadar anlamlı ifade etmiş.
Tarihte Devlet yönetimine dair; negatif örnekler olduğu gibi, ülkelerin kalkınması ve medeniyetin gelişmesini sağlayan mucizeler de bulunmaktadır.
Mujika Hoze; Yıllarca hapis yattıktan sonra. Milletvekilliği, bakanlık yaptı. 2010 yılında Uruguay Devlet başkanı seçildi. Başkanlık döneminde, ekonomiyi %5,4 büyüttü, başkanlık sarayında oturmayı kabul etmedi. Görevi bıraktığı zaman bir Volkswagen arabası ve standart bir evden başka serveti yoktu.
1945 yılında Hiroşima-Nagazaki şehirlerine atılan atom bombasıyla yok edildi. Japonya’nın ekonomi mimarı sayılan Başbakan Hayato Ikeda, 1960’lı yıllarda ihracatı büyütme, ağır sanayini geliştirme orta sınıfın kalkınmasını sağlamak amacıyla korumacı Devlet politikası uyguladı.
10 yılda ABD ve Sovyetler Birliği’nden sonra dünyanın üçüncü büyük ekonomisi oldu.
II. Dünya Savaşından sonra taş üstünde taş kalmayan Almanya’da; tramvay vatmanı, öğretmen, devlet memurları topyekûn Alman halkı günde 16 saat çalıştı.
1948-1960 yıllarında Prof. Ludwig Erhard ordoliberalizm politikası uyguladı ve aşırı istihdam sağladı. Almanya’da İşsizlik sona erdiği gibi, Dünyada ki birçok insana ekmek kapısı açıldı. Yüksek kalkınma sağladı. Alman Mark’ını (DM) piyasaya sürdü ve karaborsayı bitirildi.
Tarihe yazılmış bu örnekler liyakatli, dirayetli insanların yarattığı mucizeler ülkelerinin refahını arttırmış, uluslararası itibar ve güven sağlamıştır.
Bazı insanlar ülkesine hizmet etmek için, Bazıları da, kendi ikbalini korumak için siyaseten iktidar olmak isterler.
Devletin “mal, mülkünü” satarak parayı, koyacak yer bulamayan devlet başkanlarının hazin sonunu tarih yazmaktadır.
Mujika Hoze; Hayato Ikeda, Ludwig Erhard gibi ülkesini seven özverili liderler, halkına ekonomik özgürlük sağladıkları ve halkın sevgisini kazandıkları için tarihte pozitif anılıyorlar.
Medeniyete katkı sağlayan herkes için geçerli olan egoizmi ve adaleti yorumlayan; “Olma keser gibi hep bana, hep b ana, Olma rende gibi hep sana, hep sana; ol testere gibi bir bana bir sana” anonim bir deyişle haberi noktalıyorum.
Alanya 29.05.2026
Saygılarımla
Necdet TOR





Comments
…Loading comments…